SEN VE BEN                   11 Ağustos 2025 / Pazartesi

SEN VE BEN                   11 Ağustos 2025 / Pazartesi

Öyle küçük ki koru onu ben’den. Seninle konuşmak istiyorum. Ağır bir uyku bastırsa da uyutsan hani derim.

Dandini dandini küçüğüm. Kitaplara girsin adısı. Yaz yazarım kitabı. Oku oku bitmesin.  Okusun da büyümesin.

Sen öğretmensin; işinin yalnızca ders kitaplarını aktarmak olmadığını öğrendiğinde hâlâ gençtin. Güzeldin. Çocuğun gözünde şatoda yaşayan prensessin. Hayat Bilgisi kitaplarındaki gazete okuyan baba ve temizlik yapan anne, kitap okuyan çocukları gerçekte hiç görmedin. Otururlarken hemen yatağın serilirdi yere, konuşurlarken uyuyup kalırdın. Küçüktün ama sabah yatağını toplama işi olunca büyümüştün. Evde kimse yokken okula götürmek için patates kızartması bile yapmışsındır, birçokları gibi. “Kırsal bölgede çalışmak için yürek gerek mi?” Bunu bana sorma. Öğretmenler odasında, teneffüslerde konuşulan konulara dikkat çekiyorsun. Her şey gibi bu da geçer. “Yılları bulur mu unutmak?”

İşte buradasın. Güzelliğin kalmadı şimdi. Yine de çalışmak zorundasın. Çocuklar nasıl unutursa sen de unuttun. Yalnızca duyguları kaldı. Sevinç, heyecan, mutluluk… Hay aksi mutluluk mu? “Biz burada mutlu muyuz, yoksa mutlu olmaya mı çalışıyoruz?” Hiçbir zaman yanıt veremedin. Ben söyleyeyim, yanıtı çok kolay. “Hem mutluydunuz hem de mutlu olmaya çalışıyordunuz.” Sınıf penceresinden baktığında düzgün sıra olmuş yürüyüş yapan sınıfa hep çok özendin. Sen öğretemedin bunu. Ağlama, kötü öğretmen olduğun için değil. Seni üzmek için de söylemedim. Yalnızca özgürlüğün ne olduğunu deneyimlemeleri için yaptın. Yağmurda çamurda soğukta bahçeye çıkmalarını yasakladın ama diğer sınıftaki çocuklar için geçerli olmadı hiç. Islak, patatesli çoraplarını kaloriferin üzerinde kurutmaya çalıştın, kırk dakikada kurumasının olanaksız olduğunu bile bile üstelik. Seni izliyordum. Duygunun fazlası, delilik ve normallik arasında çok incedir, senin de bildiğin gibi. Kapını kapattığında istediğini söylemekte özgürsün, çocuklar özgür ama bir dinleyen olabilir kapının önünde. Müdürü yakaladığını anımsa, ben anımsıyorum.

Altı yıl sonra bir başka okulda çocukları anlatman, ileri yaşlarda  hatırlamalarını sağlamak içindi; kendi adlarını vererek onlara yazdırdığın günlükler. Kitap oluşu, kitapta adlarının olması ama daha çok seni anlattılar. Ne acımasız eleştirilere maruz olduğun için üzülmüştün ama bu kitaplarını yayımlatmanı engel olarak görmedin. Öğretmenleri gelmeyen sınıflara girdiğinde bir ders saatinde konuşmalarını sağlayamadın; yalnızca üzüldün. Seninkilerin sana yaptıklarına da…

“Haydi dışarı çıkın ve ahmak ıslatan yağmurun altında dolaşın, çok kalmayın; gelince de günlüğünüze yazın.”

“Kuşlara yem verin sonra da sınıfta pencere önünden onların yem yiyişlerini izleyin ve yazın.”

“Bu kitapları okuyun, sizin için aldım. Sonra da yazın.”

Kütüphane çok amaçlı salon olarak kullanıldığı için, anahtarı müdür yardımcısının çekmesinde durur durur durur… Almak isterdin. Ortaokuldaki altıncı sınıfta okuyan kız öğrencisinin okuduğu kitabı eline aldığında adı ürpertmişti seni. “Ebenin El Kitabı.” Kütüphanenin anahtarını alsan bile kitapları dağıtmak senin değil, idarenin görevi olarak  ilan edildi.

Evini, evi olarak gören bir hayvan almak; çok aklında geldi ama öyle kalabalıktı ki geçici kalan hayvanlar, çocuklar desen yetmişe yakındı. Hatırla. Hatırladığın sürece yaşadığını hissediyorsun.

Sen, ben değilsin. Belki de bensindir. Okudukça anlayacak, karar vereceksin; adını anmadığım okur.

Hafta sonu kitap okumadan uyuyamadığını biliyorum. Çocuk kitaplarını okuyacağın çocuk yok evde. Uçup gitti onlar da kuşlar gibi. Okul öncesi kitapları alıyorsun, çünkü bu kitaplar yalnızca çocuklar için yazılmadığını öğrendin. Masal kahramanları, sen kaç yaşında olursan ol, hep sendin. Karlar Kraliçesi olmadın ama Gerda adındaki aşık kız olmayı sen tercih edensin.

Geçmiş şimdi gelecek. Daha çok gelecek şimdi geçmiş olacak; yani uyandığında. Sil baştan başlayacak her şey. Unutmayıp da ne yapasın? Aynı aynı zihinsel düşünceler; tekrar tekrar dönen zaman. “Zaman geldi tatlım. Benim şimdi gitmem gerek.”

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*