KİTAPLARIN KIYISINDA     23 Mart 2026 / Pazartesi

 

KİTAPLARIN KIYISINDA     23 Mart 2026 / Pazartesi

Bir bayram daha bitti. Üç gün oldukça hareketli geçti. Bayramlaşmaya gelenlerin çocukları yoktu; çocuklar büyümüş ve büyüklerinden bağımsızlaşmışlar. Kapıyı çalıp bayramlaşan çocuklar yoktu. Dışarıda çocuk sesi de yoktu, bisiklete binen de yoktu. Neredeydiler? Oysa bozuk paralar ve şekerler hazırlanmıştı. Gelen misafirlerden bir aile eve neşe getirdi. İki kızları vardı gelenlerin. Büyük Edebiyat Fakültesinde okuyormuş. Ona, Gülkız Turan Yazıevinin etkinliklerini izlemesini önerdim. Telefon numarasını verdim ve hemen whatsaptan üye oldu. Ayda bir yapılan ücretsiz kitap ve film söyleşisi yapılıyor. Nasıl yardımcı olabileceğimi sordum. Yokmuş. Kardeşi de altıncı sınıfa gidiyormuş. Daha düne kadar  ikisine de çocuk kitaplarımı imzalıyordum. Yaşlanmışım. Onları görünce bir kez daha anladım. Artık kitaplarımı okuma yaşları geçti. İyi ki Varsın Kanka adlı dostluk öyküleri kitabını imzaladım. Bu kitabı yirmi yazar arkadaşın öykülerinden oluşuyor. Benim de bir öyküm var. Ecrin’in boyu benim boyumu geçmişti ve büyük gösteriyordu ama konuşmaya başlayınca küçük olduğu anlaşılıyordu. Sohbet ettik. İlkokul öğretmenini tanıyorum. Hatta bir ara sınıflarına da girmiştim. Sınıf kitaplığında kitaplarımın olduğunu söyledi. Yazar olmak istiyormuş. Neden olmasın? Günlük tutmasını önerdim. Hangi mesleği yapmak istiyor, diye de sordum. Henüz çok erken ama her çocuğun hayalinde bir meslek mutlaka olur. Spor akademisine girmeyi düşünüyor.

Geçmiş güne dair yazamadığımı fark ettim, kuru kalıyor anlatımım. Acemi günlükler gibi.

Ecrin’den sınıf arkadaşlarıyla yapacağı bir çalışma istedim. Bütün sınıfa çikolata dağıtacağım. Kitap basılınca da kitaplarını alacaklar. Ona bir sahne anlattım. Gözlerini kapadı, oysa ben kapamasını istememiştim. Çocuk hâlâ. Ne yazık ki istediğim gibi olmadı. Sahnedeki kadın için, ne yapıyor diye sordum. Bilemedi. Sustu. Ne sorarsın, diye sordum. Yanıt yok. İlçede kaldırım yok ki kaldırım üstünde çiçekli kitaplı oturan kadının ne yaptığını bilsin. Bakalım arkadaşlarıyla yazabilecek mi?

Çiçekli elbiseli kadın hasır taburede oturmuş, elinde bir kitap okuyor. Önünde güzel vazoların içinde çiçekler var. Çiçeklerin önünde de kitaplar sergilenmiş. Bir çocuk annesiyle birlikte yanından geçiyor. Çocukla kadın arasında nasıl bir sohbet olur? Çocuk ne sorar? Kadının yanıtları ne olabilir? Kadının ne yaptığını anladın mı? (İşte bu sorularıma yanıt veremedi Ecrin.)

Hava çok soğuktu. Kaloriferler canavar gibi yanıyor, yine de evi ısıtmıyordu. Dün evin bireylerini evlerine uğurladık. Ben de yarın dönüyorum. Bugün hava güzeldi.

Yetişkinler için de bir öykü düşündüm. Kardeşim değişik buldu. Yazar arkadaşım da ilginç  buldu; bana benzer birkaç öyküyü okumamı önerdi; Ahmet Hamdi Tanpınar’ın bütün hikayeleri kitabından. Ben de ona Cortazar’ı örnek verdim. Hafta sonu bu öyküyü yazıp, paylaşmaya çalışacağım.

Bipolar grupta bir soruya yanıt yazdım. Keşke yazmasaydım. Sabaha kadar geçmişi düşündüm. Bu düşüncelerden uzaklaşmak için Cortazar’dan öyküler okudum. Neyse ki ertesi gün aklıma gelmedi.

Çocuk öyküsü okudum genç yazarlardan. Macera öyküsü. Ben felsefesi olan ve çocuğu düşündürecek öykülerden yanayım. Yeni bir çocuk dosyası düşünüyorum, kahramanım yeğenimin çocuğu olacak. Henüz bir yaşında. O büyüyünceye kadar ancak basılır.

Yarın yola çıkacağım ya stres yaptım. Yolculuklardan hiç hoşlanmıyorum.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*