KİTAPLARIN KIYISINDA 19 Mart 2026 / Perşembe
İzmir’de rüzgâr gün boyunca şiddetini artırarak esti; kış, bahara karşı direniyor. Hava soğuk. Erik ağacındaki çiçekler dökülmüş; yaprakları, yerini mercimek tanesi büyüklüğünde eriklere bırakmış. Gül fidanlarının üzerinde tomurcuklar açmaya hazır. Bahçelerde çiçeklenmiş bütün otlar ve saksı çiçekleri. Bugün arife günü, yarın bayram. Çarşı kalabalıktı. Mezarlık da kalabalıktı. Babamın mezarını ziyarete gittik. Beşinci ölüm yılı. Mezarındaki çiçekler kurumuş, otlar büyümüş. Temizlendi, çapalandı, sulandı. Toprağı çökmüş, yine toprak dökmek gerekiyor. Yanımızda toprak getirmemiştik.
Hayat devam ediyor bizim için. Öbür dünya var mı? Bilinmiyor neyse ki. Deselerdi yok; inanılsaydı yok; ne yapılırdı? Deselerdi var; inanılsaydı var; ne yapılırdı? Bir dünyayı baş edemiyor, birlikte barış içinde yaşayamıyoruz. İki dünyayla hiç başa çıkılamazdı. Tam bir kaos. Biz onun yerine uzayda yaşanacak gezegenler arıyoruz. Bilimsel olduğu kadar, sanatta da arayış sürüyor. Kimler yeni dünyaya götürülecek? İşçi gerekir herhalde yani ben de işçi olarak gidebilirim. Alırlar mı beni? Damızlık Kızın Öyküsü kitabının adı aklıma düştü. Konusu ne olursa olsun, adı da çağrışımlara açık. Seçerler mi? İyi ki öbür dünyanın hem var olduğuna hem de yok olduğuna inanılıyor. Tahterevalli gibi bir aşağı bir yukarı oynanıyor.
Dün Margaret Atwood’un, Ölülerle Uzlaşmak kitabı üzerine seminer vardı. Kitabı çok beğendim. Başucu kitabım olacak. Okurken beş sayfa not aldım. Mavi Sakal masalı üzerine düşündüm ve notlar aldım. Haftaya da bu masalın çevresinde anlatılacakları dinleyeceğim. Bir iki cümle de ben söylerim belki. Bugün Atwood’un kitabı üzerine yazmayı düşünüyordum. Ama mezarlıktan uzaklaşamıyorum. Belki de yatmalı ve babamı rüyamda görmeliyim. Sabah kalkmalı, herkesle bayramlaşmalı. Bu günler bir daha geri gelmeyecek. Hep birlikteyiz. Şanslıyız. Babam da şanslı bence. Bunu söyledim ama ne düşünerek söyledim bilmiyorum. Hangi bakımdan şanslıydı? Onu yazmayı çok istiyorum. En azından üç dört sayfa. Bir gün bunu yapabileceğim umarım. Şimdi yazamıyorum. Çünkü mezarını ziyaret ettiğimizde parmaklarımı isminin üzerinde gezdirdim ve düşündüklerim bugüne kadar düşünmediklerimdi. Bir şeyler fark ettim. Geç anlamışım. Daha önce anlamış olsaydım keşke. Bir türlü ifade edemediğim bir şey vardı. İşte bunu söyleyebildim. Hepimiz karşımızdan bir şeyler bekleriz. Onu tanıdığımız kadar ve anladığımızı düşündüğümüz kadar. Benim beklentim yüksekmiş. İşte bu yüzden onu tekrar düşünmem ve bu düşünceme göre anlatımı yenilemem gerekiyor. Hay aksi kitabın adı da tam da buraya uydu. “Ölülerle Uzlaşmak”
“Ölülerle Uzlaşma” kitabın son bölümünün adı. Benim babamı düşünmemle hiç ilgisi yok konunun. Bu bölümü okurken bana yeraltındaki dünyayı çağrıştırdı ve Mavi Sakal’ı. Ama ben ne yapıyorum? Bu gece bu kitabın adının çağrışımlarıyla babamı düşünüyorum. O bu gece evimizde. Adı dilimizde çünkü. Bazı konuları, yaşanmışlıkları, okunacak şekilde yazabilmek için duygusallığı bir kenara bırakmak gerek. Sanırım ben de bu aşamaya oldukça yaklaştım. Bana neler oluyor, diye düşünüyorum. Bu duygunun azalması neden? Oh neyse ki bu doğru değilmiş. Burnumun direği sızladı. 😊
Ağlamak yerine gülmek. Bugün bayram. Çocuklara şeker ve para verilecek. Bayram sofrasında bayram anıları paylaşılacak. Şimdi anımsıyorum da karelerin içinde hep babam var. Doğrusu zaman ne gösterecek, ben onunla olan hikâyemi nasıl güncelleyeceğim merak ediyorum.
Evin içinde şen seslerimiz yükseldi. İftar sofrasında Allah’a hamdolsun, dedik. Yaşadıklarımızdan elbette biz sorumluyuz. Kader var mı? Hayatta kalmam beni hep şaşırtmıştır. Nasıl oluyor da onca riski atlattım? Babalar hep güçlüdür, çocukluğumuzdaki gibi kalır. O güçlü olamadı hastalığı karşısında. Oysa atlatacağından emindim.
Bugün sanırım babamın yanından ayrılamıyorum. Aynı hastalıklarımız olduğu halde ne o beni anladı, ne de ben onu. Hasta olmayan anlamaz denir ama hasta olan da anlamayabilirmiş. Belki de bugün mezarlıktaki mezar taşlarındaki isimlere bakarken, bütün ölüler için dua ederken kendi ölümümüzü de gördük.
Bitti.





Bir yanıt bırakın