KİTAPLARIN KIYISINDA    15 Mart 2026 / Pazar

 

KİTAPLARIN KIYISINDA    15 Mart 2026 / Pazar

Yazmak istiyorum ama öyle ne yazacağımı günlerce düşünüp  değil. Aniden çıkıp gelir ya terslikler kadar iyilikler de; öyle işte. Birden bire o görüntü geldi gözlerimin önünde. “Defneler yine çiçekleniyor, daha dün çiçekliydi üzerleri. Ne zamandı anımsamıyorum.” Pencereden uzun uzun bakmıştım. Çok güzeldi yeşil yaprakların arasında kalan beyaz çiçekleri. Kuşlar da dallarında pineklemeyi seviyor. Sanki tomurcukların açması ve büyümesi için ninni söylüyor. “Öyle zaman hızla geçiyor. Erik ağacı çiçek açtı.” “Yaa, görmedim. Benim pencerenin baktığı erik mi?” “Evet.” Bir süre sessiz kaldık. Otoban kenarında erik ağaçlarını gördüm, pembe çiçekler. Bu yoldan bir ay önce geçmiştim. Havaalanına gidiyorum. Yol boş. İstanbul boşalmış şimdiden. “Yol boş.” “Bugün Pazar ya ondandır.” Hızla gidiyoruz orta şeritten. Kucağımda çanta. “Uçağın kaçta abla?” “Bir buçuk.” “Çok erken gidiyorsun.  Valizin de yok.” “Erken değil, panik olduğum için… Kırk beş dakikada gideriz.” “Geçen sefer yarım saat sürdü. Şimdi daha erken gideceğiz.” “Olsun. Geç kalmayayım da erken gideyim.”

Bizim apartmanın yanındaki bina inşaatını düşünüyorum. Ne kadar oldu? Bir yıl mı? “İnşaat ne zaman biter? Biliyor musun?” “İki üç aya biter.”  “Bir buçuk yıl oldu mu başlayalı?” “Ooo çok oldu, iki buçuk yıl oldu.” “Yaa.”

İşte, zaman çıkıp gelmişti bir yerlerden. Defnede, yapımı devam eden inşaatta, uçak yolculuklarında…

Uçak havalandı. İnişi çok başarılıydı, hiç sarsmadı desem. Tren bekledim. Beni arayan arkadaşımı aradım. Bir tren geldi. Binenlere sordum; Cumaovası mı? Kimse yanıt vermedi. Bir adam “Havaalanı değil mi?” dedi. Kapılar kapandı, adam inemedi. Benim yüzümden, diye düşündüm.  Valizi yoktu. Belki uçak yolcusu değildir.

Bekledim. Geldi. Üçlü koltuklar boştu. Çantamı koydum, oturdum. Utanmasam ayaklarımı uzatıp oturacağım. Karşımda oturan adam uyuyor. Yanına, taşıma kutusunda kedi olan genç kız oturdu. Kedisi gri ve benimkilere benziyor. Bir an gördüm, bir daha da göremedim. Kız benimle de kedisiyle de ilgilenmedi. Pencereden dışarı bakıyorum. Puslu pis camlar dışarıyı kirletiyor. Güneş pusun ardında.

Bazı şeyler vardır ki düşünülmez, sadece yaşanır ya da yazılır.

Saat yediyi geçiyordu akşam yemeği için sofraya oturduğumuzda. Zeytin, dolma, çorba, su, yoğurt, kızartma… Erken uyandım bu sabah, uykum geldi. Uzanırsam ve uyumazsam uykum kaçacak. Bunu bildiğim halde uzandım. Uykum kaçtı.

Almanya doğumlu bir yazardan üç öykü okudum. Ben bu kadar yaratıcı olamazdım, dedim. Herkes mutsuz. Aşk sevgi ilişkileri nasıl gençlerde bilmiyorum. Gördüğüm kadarıyla da anlayabileceğimi sanmıyorum; yine de anlamaya çalışıyorum. Aslında yeni bir dosya açmalıyım, adına da ‘Yalnız Değilsin’ koymalıyım. İşte bunun içini nasıl dolduracağımı düşünebilirim. Yalnız değilsin. Boşluk. Hız. Zaman. Ama aklıma başka şeyler geliyor yani güzel şeyler değil. Evine televizyon götürmüşler, bir de müzik seti. Başka şeyler de varmış ama daha çok bu ikisine çok sevinmişler. Bir genç kız okurken valiziyle sokaklarda dolaşıyormuş. Bir parkta oturuyor, akşam havanın kararmasını bekliyormuş. Sonra bir arkadaşını arayıp, gelebilir miyim, diyormuş. Gidiyormuş. Birkaç gün kaldıktan sonra yine parkta bekliyormuş. Bir başka arkadaşını arıyormuş… Böyle geçmiş bir yılı. Sınıfını da geçmiş. Bir genç kız vardı. Balık ekmeğinden bir kırıntıyı bile serçelerle paylaşmamıştı. Yalnız değilsin. Avazın çıktığı kadar bağırsan yeri. O zaman yanında olan çok olur. Senden farklı birisi varsa da o etrafında değildir. Ne dedi taksi şoförü. Bütün gün dolaşıyorum, bir gülen yüz görmedim.

Biraz Shakespeare okudum. Savaşlarda birbirini boğazlayan askerler, evlerine dönünce çocuklarını seviyor mu? Krallar, komutanlar, askerler… Bombalar ekranlardan veriliyor; Gazetelerde fotoğraflar yer alıyor.  Özgürlük için savaşanlar… Savaşların gerisinde yaşayanlar.

Akşama patates kızartması, yoğurt çorbası, irmik helvası varmış. Ben kitap okuyorum. Arkadaşımla konuşmuştum akşamüzeri. İyiymiş. Ben de iyiyim. Ne iyi. İyi. Şen şakrak olmasa da iyiyiz işte. Yalnız kalınca basıyor bunaltıcı düşünceler. Geçecek, uyu; uyu da büyü.

İçimden daha fazla yazmak gelmiyor. Yalnız Değilsin başlığı altında ne yazılabilir? Bilen bilmeyen herkese sormak gerek. Yarın ilk işim bu olsun.

Bitti ama yalnız değilsin.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*