ÇOCUKLARLA İMZA VE SÖYLEŞİLER 18 Kasım 2025 / Salı
Çocuk kitapları yazarlarının imza ve söyleşilerinde neler yaptığını bilemem elbette. Bildiğim çalıştığım dönemlerde okullarımıza gelen yazarların neler konuştuğu, çocukların neler sorduğu. Ne yazık ki o yıllar çok geride kaldı. Anlatacaklarım güncel olmadığı için ne kadar faydalı olur, bilemiyorum.
Yeni kuşak genç yazarlar yeni etkinliklerle çocuklara kitap okuma sevgisi aşılamaya çalışıyor. Onları kutluyorum. Yeni müfredatı da takip ettiklerini düşünüyorum. Eğitim öğretim amaçlarının izlenmesi gerekiyor. Her şeyden önce bunun ışığında yapılacakların önü açılabilir. Yoksa yazarın ve yayınevinin amacı kitap satışı rekoru kırmak dışına çıkamaz. Yazarın da yeni nesillere uyumlu öyküler yazması gerekir ki bu da genç yazarlara açık olmamızı gerektirir. Peki bu genç nesilleri izliyor muyuz? Onlara destek oluyor muyuz? Onlardan esinleniyor muyuz? Onlara hangi konularda zayıf buluyoruz da bu yönlerini güçlendirmeleri için ne kadar destek olabiliyoruz?
Elli yaşın üzerinde biri olarak geçmiş anlatılarımı güncellemeye çalışıyorum. Bazen zamanın dışında kaldığımı düşünüp bir daha çocuklara yazmayacağım, diyorum. Yetişkinlere yazmayı düşünüyorum. Yetişkinlerden de benim yaş grubumda olanlar için yazabileceğimi düşünüyorum. Genç nesillerin beni okuyacağına zerre kadar inanmıyorum. Beklemiyorum da. O zaman da boş ver yazmayı, sen okumaya bak, diye düşünüyorum. Şu aralar okuma atölyelerini kaçırmamaya dikkat ediyorum. Klasikler beni çok etkiliyor. Don Quijote, Moby Dick okuduk ve şimdi de Shakespeare’in altı oyununu okuyoruz. Çocukluğumdaki okur yolculuğumu anlamak için çok çalıştım. Öğrencilerimin okur yolculuklarını yeniden gözden geçirdim, onlar için yaptıklarımı gözden geçirdim. Çok ilginç bir çalışma oldu benim için. Daldan dala atlayarak günlüklerime yazmaya da çalıştım. Zehra İpşiroğlu’nun, Nuran Direk’in, Necdet Neydim’in kitaplarından öğrendiklerimi tekrar gözden geçirip o kaynak kitapları okuyup güncellemem gerekir ama zamanım yok. Öyle zor geliyor ki bana. Bu kadar enerjim ve sabrım olduğunu sanmıyorum. Bunu yapmak isteyenlere bırakıyorum. Kitaplar bir dönem basılır ve ömrü tükenir; bunun ardından yeni kuşaklar tarafından yeniden ele alınır ve güncellenir. Bunun akademik olması gerekmiyor. Zaten akademik çalışmalar deneyimlenmek zorunda. Sahada uygulanabilir olduğunu göstermek gerekir. İşte ben adını andığım akademisyenlerin önerilerini ve gösterdikleri yolları deneyimleyen biri oldum. Çocuklarla yazı atölyeleri yaptım ve yazılarını kitaplaştırdım. Bu çalışmam çocukların günlüklerinden oluşuyordu. Sınıf günlükleri yazmaları için destekledim. Çok zor çalışmalardı. Cesaret istiyordu. Bu cesareti gösterecek yani çocuklar, ebeveynler ve öğretmenler tarafından eleştirilmeyi göze alacak yazar ve öğretmenlere gereksinmemiz var. Zaten eğitim öğretimin amaçlarıyla da örtüşecektir. Birey olmaları, kendilerini ifade edebilmeleri, eleştirel olmaları istenen çocuklar. Yazdıklarımız ve davranışlarımız ne kadar bu amaçlara gerçekleştirmemizi sağlıyor? Eleştirmekle ve görevleri birilerinin sırtına yüklemekle olmuyor. Herkes elini taşın altına koymalı. Olumlu eleştirmeler de yapılmalı. Herkesin dilinde olan cümleler dışında farklı düşünceleri de içeren cümleler kurmalı. Düşündüren, sarsan, sorgulayan bireyler için farkındalık yaratacak cümleler.
Çocukların kitap okumaları için velilerin kitap okuması yeterli olmuyor. Velileri kitap okumadıkları için eleştirmek çok kolay. Benim öğrencilerimin çoğu okumayı tercih etmedi. Bu öğrenciler genellikle okuma yöntemlerini öğrenememiş çocuklar. Hayal kurmayı sökemeyen çocuklar. Öncelikle dakikada okunan kelime sayısının yüz kelimenin altında olmaması gerekir. Bu da yeterli değil. Ses tonunu ayarlamasını, noktalama işaretlerine dikkat etmesi, zihninde canlandırabilmesi, metnin içine girebilmesi gerekir. Ellerine verdiğimiz kitapların konuları onları çekiyor mu? Büyümüş de küçülmüş çocuklara hitap edebiliyor mu? Günümüz yazarları çocuğu ne kadar tanıyor? Kendi çocuklarının olması çocukları tanıyor olmalarına gerçekten yeterli mi?
Geçen yıl kendi çocukluğumda okuduğum Milliyet Çocuk tarafından yayımlanmış kitapların bir kısmını kendi kütüphanemden çıkardım. Bazılarını da sahaflardan aldım. Müthiş kitaplarmış meğer. Özellikle çeviri kitaplar beni büyülemiş. Karakterler, kahramanlarım yani unutulmaz kılmış kendilerini. Bazı kitaplar da unutulmaz olmuş ama Çocuk Kalbi örnek olarak olumsuz karaktermiş. Uzun yıllar önce okulumuza gelen yazar, ortaokul öğrencisinin sorduğu soruya yanıtını düzeltmek için kendimi zor tuttuğumu anımsıyorum. Öğretmenlerin bazı öğrencilere yani çalışkan öğrencilere iyi davrandıklarını ve bunun için ne yapmaları gerektiğini sordu. “Siz de çok çalışın.” dedi. Çalışıyorum, dedi çocuk. Çok üzüldüm. O öğrenci benim sınıfımda olsaydı eğer… En azından yazara bu soruyu sormazdı, ona sorulacak soru olmadığını bilirdi. Ne üzücü. Eğitim öğretimin eşitlik ilkesine bağlı olmadığını… Birçok çocuğun sıfırdan başladığını…
Yazar okur buluşmasının dışına çıktım. Başa dönelim mi? Yok dönmeyeyim. Neden çocuk kitapları yazanların sayıları çoğaldı, buna değinmemeliyim. Bence yetişkinler, yetişkinler için yazmalı. Kendileri için yazmalı. Otuz yaşında ödül aldığım yıl, çocuklara yazmanın zor olduğunu söylemiştim editöre. Yazmamayı düşünüyorum, demiştim. “Yazmayın. Yazan çok nasılsa.” İnatla yazmaya devam etmiştim. Sayfalarca ve sayılamayacak kadar çok öyküler yazdım, kimini bitirdim kimi yarım kaldı. Onca kitabın içinden elimde kalan otuz yılda otuzdan biraz fazla kitap oldu. Her yazdığımız kitap olamaz, ama bu denemekten yazmaktan vazgeçmeliyiz anlamına da gelmemeli. Yazmayı düşünen yazmalı yazmalı yazmalı… Öldükten sonra arkamızda bir kitap ya da kitaplar bırakmayacağımızı bilerek yazmalı. Her kitabın bir ömrü vardır. Ben on yıl diyorum. Zamana göre değişecektir elbette. Çocukluğumuzdaki kitapları yeniden okumak kendi okur yolculuğumuzu anlamak, o dönemdeki değerleri, okurluktan bizden beklenenleri anlamak ve düşünmek için gerekli olduğuna inanıyorum. Onları çocuklara şimdiki çocuklara okutmak için değil yani.
Yazacak çok şey var. Başka zamana kalsın.





Bir yanıt bırakın