YAŞAR KEMAL GÜNLÜKLERİ 9 Haziran 2026 / Salı
Kuşlar da Gitti romanı bir İstanbul romanıdır. Florya’nın, Menekşe’nin ve çevre mahallelerin sokaklarda yaşayan çocukların hikâyesidir. Yaşar Kemal’in hemen hemen bütün kitaplarında çocuklar da yer alır. Yazarın çocuklara olan sevgisi bir başkadır. Onlarla öyle bir konuşur ki sanırsınız yazar da çocuktur. Onları dinler ve onlardan biri bir evsiz gibi konuşur. Ama yetişkin olduğunu da unutmaz. Çocuklara karşılıksız yardım etmek, para vermek istese de istemeler; gururludurlar. Çocuklarla yaptığı röportajları romanında anlatmıştır. Fakat İstanbul da, İstanbul’un kaybolan doğasına ve insanlığın çürümesine 1978’li yıllarda tanıklık eder ve romanlarında yer alır.
Sait Faik’le tanışmıştır. O öldüğünde otuz bir yaşındadır. Kaç yıllık tanışıklığı var bilemiyorum ama onun yazdığı Son Kuşlar öyküsüne de ve yazarına bir saygı, bir selamlamadır. Sait Faik 1940 yıllarda doğanın yok oluşunu Son Kuşlar öyküsünde anlatmış ve bunu anlatan ilk yazar olmuş. Yaşar Kemal de 1970’li yıllarda yine çarpık kentleşmeyi, doğanın kıyımı ve yerine betonların dikilmesine üzülerek anlatır; bir uyarıdır. Dinleyen var mı ki?
Halk dilinden gelen kelimeleri de yazılarında yer alır. Ali Püsküllüoğlu yazarın romanlarında geçen bu kelimelerden oluşan bir sözlük yazmıştır. Çavlak, çokuşur, çavarak, balkırmak,
İstanbul’un Tarihi Yarımadası’nda yıllar önce incir ağaçlarının olduğunu okumuştum. Fakat bu ağaçların izlerine rastlanmamıştır. Kesin bilgi değil. Eğer gerçekse yok oluşun yüzyıllar öncesinden başladığı bir gerçektir.
“Ve Bizanstan bu yana, daha önceleri belki… o zamanlar Florya düzlüğünde ta surlardan bu yana bir tek ev yok, orman ve çayırlık, çayırlık hem de dikenlik… Bir mavi kuş vardı, o zamanlar, şimdi gelmez oldu, kökü kesildi zaar.” S.37 Mavi kuş, Yaşar Kemal’in özgürlük sembolüdür. Doğa zaman zaman kişileştirilir.
Çocuklar kuşları yakalar, sonra da “Azat buzat, beni cennet kapısında gözet…” diyerek kuşları serbest bırakacak müşterilere satarlarmış. Şimdi alan yokmuş, gavur olmuş insanlar; çocuklar öfkeliler gavur oldukları için. Söyledikleri bir hikâye vardır ki inanırlar; eskiden milyonlarca kuş avlarlarmış. Bu kazançlarıyla ev alanlar da varmış. Yaa işte böyle. Söz edilen kuşların adları da geçer ama hepsinin adı verilmemiştir. Sahin, atmaca, florya ve rengarenk çeşit çeşit kuşlar.
“Kuşlar da gitti,” der Mahmut balıkçı. Altmışlı yaşlardadır. Kuş avlayan çocuklardan Uzun da bu cümleyi kurar: “Kuşlar da gitti.”
Mahmut bütün balıkların adını bilir, artık bu denize gelmeyen balıkları da bilir, görmüştür de birçoğunu. Kuşların da adını bilir ama balıkları bildiği kadar değil.
*
5 Temmuzda Anahita Sahaf’ta bir söyleşim olacak. Kendi kitaplarımı değil de Yaşar Kemal’in kitaplarından konuşacağım. Bakalım o tarihe kadar kaç kitabını okuyacağım.





Bir yanıt bırakın