YAŞAR KEMAL GÜNLÜKLERİ     8 HAZİRAN  2026  /  Pazartesi

YAŞAR KEMAL GÜNLÜKLERİ     8 HAZİRAN  2026  /  Pazartesi

Yaşar Kemal’in romanlarında doğa bir karakter olarak yer almakta. Çukurova coğrafyasının bereketli ovası kadar Toros Dağlarının çetin koşulları ve ormanları, kayalıkları yer almakta. Doğa betimlemeleri özellikle önemlidir ve dikkat çekicidir. İnsanın doğa ile çatışması vardır. Fakat aynı zamanda iktidarla da, yerleştirilmeye çalışılan yeni kültürle de çatışma içindedir. Doğa yavaş yavaş insanın hayatından çıkmakta yerini toplum kültür yer almakta.

On dokuzuncu yüzyıl eserlerine bakıldığında insan-doğa betimlemeleri yer alır. Doğayla mücadele eder insanlar, toplumlar. Bir çeşit yaşam koşullarının belirleyici rolü vardır. Henüz doğaya hükmedememiştir iktidar. Yirminci yüzyılda da kent yaşamı söz konusudur yani toplum ve kültür arasındaki insanların çatışmaları.

Yaşar Kemal ilk romanlarında Çukurova’daki bataklık ve dikenlik, çalılık alanlarının zorluklarla temizlendiği ve bereketli topraklar sağladıkları anlatılırken aslında insanın doğaya karşı işlediği ezici yok edişi anlatmaktadır. Ovadaki denize kadar uzanan nar ağaçlarının bile söküldüğünü okuruz. İnce Memed, Hüyükteki Nar Ağacı, Yılanı Öldürseler romanları doğanın insan gücüne yenik düşmeye başladığını görürüz. Sonraki kitaplarında ve romanlarında da doğanın yok oluşunu ve toprakların çoraklaştığını anlatır. Bu tahrip tarıma verimli topraklar olduğu için yapıldığı düşünülmesin. Daha çok yangınlar söz konusudur yok oluş. Bir de İstanbul’u anlattığı romanında ormanların yok edilip beton yığınlara dönüşümünü, denizin kirletilmesini işler. Bir şekilde yok oluşun hızına dikkat çeker.

Romanlarında doğaya bakışı kötümserdir. Yıllar ilerledikçe öngörüsü çıkmaktadır. Bu yok oluşa dur demek bu belki de; uyarmak, dikkat çekmek, toplumsal duyarlılık beklemek. Bunda başarılı da olmuştur, geç de olsa. Fakat topraklarını terk etmek istemeyen, ormanlarını korumaya çalışan bireylerin direnişi etkili olmakta mıdır? Direnen topraklarına sahip çıkan insanlar doğayı savunmaya çalışıyor günümüzde. İnsanı yüzyıllardır besleyen topraklar, bitkiler, hayvanlar; şimdi onları korumaya mecburuz.

Kötümser olmasına kötümserdir ama İnce Memed ve İnce Memedler vardır ve onlar var oldukça mücadele sürecektir. İnce Memed’in ölmemiş olması, İnce Memed’in izinde gidenler artmakta, düşen her Memed için iki Memed doğmaktadır. “Bir karanlıktan geldik, bir karanlığa gidiyoruz,” der Yaşar Kemal. Yaşamın bir mücadele tarihi olduğunu unutmamamızı ve karanlığa rağmen umut taşımamızı söyler, hem söyler hem de yazar; tarihe not düşer. O varken insan kendini çaresiz hissetmez. Anlattıkları gerçekçidir. Kitaplarının sayfalarında da, yaşamda da gerçekliğini korur; gerçekçidir. İnce Memed de mücadele etmeye mecbur bırakılmış bir karakterdir. İnsanca yaşamak isteyen; sömürü düzenine karşı gelen insanlardır çoğunluk olan. Sömürenlerin sayıları ise azdır.

Yaşar Kemal’in romanlarında çocuklar çok önemli yer tutarlar. İsyan eden, ezilen çocuklar verdikleri tepkilerle nasıl eylemciliklerine uzanan ergenlik dönemleri de yer alır. İnce Memed’in yaşamı çocukluğundan başlamaktadır. Sonra gençlik yılları gelir ve kırk yaşında da görürüz. Diğer çocuk kahramanları ise İnce Memed’i rol model alırlar. İnce Memed’in ölmemesi gerekir; yaşamalıdır ki köylülerin umudu olmalıdır; her an, her yerden çıkıp gelebilir ve umutları olur. Din ön planda yer almamaktadır ama insanları inançlıdır. Edebiyatımızda dinin ön plana çıkması çok azdır; eleştirme özgürlüğüne kavuşmamışsa.

İnce Memed bir dönem yaptığını sorgular ve boşuna olduğunu düşünür. Umutsuzluğa kapılır. Yenilgi olarak görür yaşadıklarını. Ama bu düşüncelerini paylaştığı yaşlı kahramanlar tarafından silkelenir, mecburdur artık. Ölümden korkar, insan gibi yaşamayı, sevmeyi çocuklarının olmasını ister. Dağdan iner ama yine döneceği yer orasıdır. Koşullar onu mecbur bırakıyor.

Doğanın yanı sıra tarihsel bir alan da vardır. Cumhuriyetin ilk yıllarında geçer romanların bazıları. Kökleri tarihtedir. Osmanlı döneminin sonundan, yeni devletin kuruluşuna tanıklık eder.

“Değeri olan edebiyat, dünyanın ne olduğu konusunda bilinçlendirir bizi; Tepki verelim diye olguların ahlaki yükünü gözümüzün önünde infilak ettirir… dünyayı olduğu gibi kabul etme alışkanlığımız yüzünden uyuşmuş olan ahlaki tepkilerimizi canlandırmaktır.” diye yazar Italo Calvino. (Yeni Bir Sayfa, YKY, 2008/s.52)

 

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*