YAŞAR KEMAL GÜNLÜKLERİ       29 Temmuz 2026 / Çarşamba

YAŞAR KEMAL GÜNLÜKLERİ       29 Temmuz 2026 / Çarşamba

 

İnsanlığın gelişiminin, geliştirdiği teknolojiyle sağladığını söyleyebiliriz. Yüz yıllar önce doğanın taklidiyle başlamış değişim. Teknolojiyle ilerlemiş. Makineleşmenin geçmişi çok uzun değildir. Yaşar Kemal, Çukurova’ya gelen makinelerle değişimi anlatmaktadır. İnsan gücüne daha az gereksinim duyulmuş. Açlığa, yoksulluğa neden olmuş. Günümüzde de yapay zekanın ilerlemesiyle birçok mesleği insanların yapmayacağını görüyoruz.

Bugün biz okurlar ilgilendiren yapay zekanın ve çevrimiçi ilişkilerin insan davranışlarını  değiştirdiğini, değiştirmeye de devam ettiğini görüyoruz. Gözlerini bu teknolojiye açan yeni kuşağın geleceği hakkında çok farklı düşünceler bulunmaktadır. Olumlu olduğu kadar olumsuz etkileri de olacaktır kesin. Önemli olanın bu teknolojiyi doğru kullanmaktır. Peki bu kuşağın gereksinim duyacağı yeni yüzyılın eğitimini kim verecek? Yine yapay zeka mı?

Şimdi ChatGPT’den akla gelebilecek her konuda destek alınabilinmektedir. Kitapların özetleri kadar inceleme, deneme, eleştiri yazıları da yazdırılmaktadır. Hatta öyküler, romanlar da günümüzde yapay zeka ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde bir kitabı yükleyerek kısa sürede özetini, karakter çözümlemelerini ve çeşitli değerlendirmelerini elde etmek mümkündür. Yeni kuşak neden okusun? Bu kuşağın eğitiminin “Neden okusun?” sorusunu açıklayan uzman görüşlerine gereksinim olduğunu düşünüyorum.

Bugüne kadar okur olarak yazılarımda kişisel yaşanmışlıklardan, gördüklerimden, duyduklarımdan ve okumalarımdan çağrışımlardan söz ediyordum. Bugün ise roman neden okunmalı, sorusunu düşünüyorum. Hiç deneyimi olmayan yeni kuşak bireylerinin okumaları için ne söyleyebilirim? Biz ebeveyn, yazar, eğitimci, okur olarak bize düşen görev nedir?

Yaşar Kemal’in romanları gerçekçi toplumsal yapıtlardır. 1930-1950’li yılları anlatan romanlarının neden okunması gerektiğini nasıl açıklayabilirim?

Yaşar Kemal romanlarında makineleşmenin Çukurova insanını nasıl değiştirdiğini anlatır. Bugün ise insanı dönüştüren güç makinelerden çok dijital çağdır. Çevrimiçi yaşam yalnızca alışkanlıklarımızı değil, okuma biçimlerimizi de değiştirmektedir. Bu değişim karşısında şu soruyu sormak gerekir: Dijital çağda Yaşar Kemal neden okunmalıdır?

Dijital çağ insana bilgiye hızlı ulaşma olanağı sunmaktadır; ancak romanın yaptığı şey bilgi vermek değil, insanı anlamaktır. Bu nedenle Yaşar Kemal’in romanları yalnızca bir dönemin tanıklığı değil, insanı anlamanın da önemli metinleridir.

Romanın kazandırdığı hangi deneyim, özetlerle veya yapay zekâyla kazanılamaz? Sanırım romanın okur üzerinde bıraktığı duyguyu, hiçbir yapay zekayla yaşayamaz. Bir dönüşüm gerçekleşir okurda. Roman yalnızca olayları öğretmez; okurun dünyaya ve insana bakışını da değiştirir. Bu yüzden romanın sonunda yalnızca kahraman değil, okur da dönüşür

Yapay zekâyla üretilen görseller, okurun zihninde oluşabilecek imgeleri hazır olarak sunduğu için, kimi zaman hayal kurma sürecini sınırlandırabilir. Dışarıdaki sosyal ilişkilerini de sınırladığını, ekran karşısında saatlerce oturarak sanal gerçeklikle yaşadıklarına inanıyorum.

Yaşar Kemal Hüyükteki Nar Ağacı romanıyla insanlığın nasıl sömürüldüğünü anlatırken, kendinizi o ortamda hissedebilirsiniz. Bir umut her zaman vardır. Geçmiş yılların kültürünü yaşatır satırlarında. Yaşar Kemal yalnızca sömürüyü anlatmaz; insanların umuda tutunma biçimlerini gösterir. Okur, roman boyunca o insanların çaresizliğini ve umutlarını birlikte yaşar. Böylece yalnızca geçmişi öğrenmez, insanın zor koşullarda nasıl ayakta kaldığını da anlar.

Yılanı Öldürseler romanında çocuk Hasan’ın annesini öldürmesi değildir bizim okumamızı sürdürten. Psikolojik derinliğiyle onu anlamaya çalışırız.  Romanı sürükleyen, Hasan’ın törelerin ve köy baskısının içinde adım adım nasıl yalnızlaştığını ve bu cinayete nasıl sürüklendiğini anlamaya çalışmamızdır.

İnce Memed bize mecbur insanı gösterir. Bir yerde hepimiz mecbur insanız. Bunu yapay zekadan aldığımız özet bilgilerle anlayamayız. Roman bize yalnızca eşkıyalığı anlatmaz; insanın hangi koşullarda ‘mecbur insan’a dönüştüğünü gösterir. Romanı bitirdiğimizde Memed’i değil, biraz da kendimizi anlamaya başlarız.

Yeni kuşağın ebeveynlerinin yetiştiği kültürü ne kadar merak ediyor? Yaşar Kemal de kendi kuşağının kültürünü toplumunu anlatır.  Bugün de bu kültürün geçerli olduğu birçok toplum var. Haberlerde yer alan bilgilerle bir yere kadar bilgi sahibi olabiliriz ama o toplumda yaşayan insanı anlamamızı sağlamaz. Günlük konuşmalarımızda dikkatimi çeken bir şey daha var. Biz de bir hikâye anlatmaktan çok, haber diliyle konuşmaktayız genellikle. Oysa insanoğlu bu yüz yıla kadar hikâyelerle kendisini var etmiştir. İnce Memed hikâyesiyle var. Yazarın da İnce Memed ve diğer romanları yazarın hikâyeleridir.

Yaşar Kemal’in romanları bize yeniden hikâye anlatmanın ne olduğunu hatırlatıyor.

İnsan, binlerce yıl boyunca kendini anlattığı hikâyelerle var etti. Mitlerden destanlara, masallardan romanlara kadar her anlatı, insanın hem kendisini hem de dünyayı anlamasının bir yolu oldu. Bugün ise haberlerle, kısa paylaşımlarla ve anlık görüntülerle yaşıyoruz. Olayları hızla öğreniyoruz; fakat onların içinde yaşayan insanı anlamaya yeterince zaman ayırmıyoruz.

Yaşar Kemal’in romanları tam da bu yüzden bugün hâlâ önemlidir. Onlar bize yalnızca bir hikâye anlatmaz; insanın acısını, umudunu, direncini ve değişimini sabırla anlamayı öğretir. Yaşar Kemal’i okumak yalnızca bir yazarı okumak değildir; insanı anlamanın, başkasının yaşamını içeriden deneyimlemenin ve hikâyelerin bizi nasıl dönüştürdüğünü yeniden keşfetmenin yoludur.

Bilgiye hızla ulaşıyoruz; ama birbirimizin hikâyelerini dinlemeye yeterince zaman ayırmıyoruz.

Bizim hikâyemiz nedir? İşte dijital çağda yeniden sormamız gereken soru belki de budur. Bizi köleleştirecek mi dersiniz?

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*