KİTAPLARIN KIYISINDA 5 Temmuz 2026 / Pazar
Bugün Yaşar Kemal aramızdaydı. Onu andık. Bir saate yakın onun hakkında konuştum. Zamanımız olsa geç saatlere kadar onu anlatabilirdim.
Anahita Kitapevinde dört güzel insanın konuşması vardı. Onlardan biri de bendim. Yeni ben de… Yirmi kişiden fazlaydık belki de. Katılımcılar da çok güzel insanlardı. Yoksa serin bir İstanbul’un Pazar gününde neden burada olsunlar ki? Ben Yaşar Kemal’i anlattım. Yirmi dakika konuşma zamanım vardı ama neredeyse kırk dakika konuştum. Ses tonum çok iyiymiş. Farkında değilim.
Konuşmam elbette kapsamlı olmadı. Anlatılacak çok şey vardı. Yalnızca biyografik bir anlatı oldu. Kitapları üzerine düşüncelerimi anlatamadım. Okuduğum altı kitapla ilgili bir şeyler söylemek isterdim. Beni en çok etkileyen Hüyükteki Nar Ağacı romanında geçen mavi kelebek. Bende anlamı çok büyük. Mavi kelebeğin geçtiği paragrafı okurken bana ilginç gelmişti. Neden bu vardı romanda? Ama ben de gülümsemiştim tıpkı karakterlerin gülümsediği gibi. Bir an mutlu edip gitmişti. Geçmişi, acıları unutturuvermişti. Açlık, işsizlik… Sonra da bu güzel duyguyla umutlarını hüyükteki nar ağacına bağlamışlardı. Bu roman yazdığı ilk romandır ve buradaki Çocuk Memed, İnce Memed’dir. İnce Memed olarak devamı gelir romanın. Mavi kelebek üzerinde durmamıştım dedim ya, sonra bir sempozyum kitabını okuyunca Yaşar Kemal’in kelebek üzerine söyledikleri beni çok etkiledi. Verebildim mi o duyguyu gibi bir şey söyledi. Ona sarılıyorlar. Evet o duyguyu bana verdi ama öyle kısa bir andı ki üzerimdeki tılsımın ondan kaynaklı olduğunun ayırdına varamadım.
Diğer arkadaşların konuşmalarını dinledim. Hepimiz pek mutluyduk. İki saatten fazla birlikte oturduk, sohbet ettik. En güzel sona kalır; müziğimiz sona kalmıştı. Kamil Unutkan ve Tülay Karataş’ın müzikleri çok çok güzeldi; sanatçı iki güzel insan. Kamil beyle önceden tanışıyorduk, yine Anahita’da birlikteydik. Bugün gitar çaldı, onu bir daha dinleyemeyeceğim için üzgünüm. Yurtdışına çıkacakmış. Tülay hanımla yeni tanıştım. O da değerli bir sanatçı; saz çalıyor ve sesi harika. Youtube kanalından izleyeceğim onu.
Oya arkadaşım yeni çıkan kitabını konuşmasının ardından imzaladı. Şimdi yetişkinler için yazdığı Oyalı Yazmalar öykü kitabını okuma sırasına koydum. Güzel olduğundan kuşkum yok.
Volkan Bey de yapay zeka üzerine konuştu. Bizi bekleyen gelecek nedir? Bunu bilen ve bile isteye biz insanları buna yönlendiren biri ve birçokları var. Distopik düşünmeden yapamıyoruz. Bunda haklıyız da. Her zaman modernlik olarak görünen yeni gelişmeler, bir yerden sonra insanı kafese almaya yaramadı mı?
Sermin de benimleydi. Yaşar Kemal okumalarında birlikteyiz. Bizi bir araya getiren bu okumak atölyesi olmuştu. Konuşmamda bir yeri onun anlatmasını istedim. O ve Gülşen de katıldı söze.
Gün boyu gülümsedi yüreğim. Yüzümü bilmem. Ben mutlu oldum. İki arkadaşım bana eşlik etmişlerdi. Bu da ayrı bir mutluluk. Mutlu olmak için çok neden vardı.
Gülşen ve Melahat beni yalnız bırakmadılar. Bugün ne isterlerse kabul edecektim. Yakacık tepesine çıkmayı istediler. Nasıl çıkacağız? Sağ olsun Tuncay destek verdi ve Cem Bey bizi arabasıyla götürdü. Cem bey erken emekli olanlardan yani genç bir arkadaş. Güzel bir insan. Güzel ortamlar güzel insanları çeker. Anahita Kitapevinin sahibi Tuncay çok değerli etkinlikler yapıyor. Doğrusu bir başka etkinliğine izleyici olarak gitmeyi isterim. Aslında çok kolay gitmek. Bugün nasıl gidileceğini öğrendim. Metro ve taksi. Cem Beye dönecek olursam, yazıyor musunuz, diye sordum. Evet demedi. Sonra günlük yazdığını söyledi. Çok güzel yazmak. Ne yazarsanız yazın, yazmak yeterli. Bir de okumak. Arabasından inerken sordum, taksi var mıdır buralarda? Çünkü yol yokuştu. Bir yolu işaret etti. Anayola oradan gideceğiz. Mutlu oldum.
Belediye Parkına girdik. Hava çok serin. Üzerimizde bir şey yok. Üşüsek de dışarıda oturduk, denize baktık uzaktan. Karnımızı doyurduk, iştahımız yerindeydi. Gülümsedik, güldük. Ölecek miyim ne? Bugün çok mutlu oldum.
Eve geldim, toplu çekildiğimiz fotoğrafa baktım. Teşekkür ettim herkese.





Bir yanıt bırakın