GÜNLÜKLER  3 Ocak 2026 / Cumartesi

 

GÜNLÜKLER  3 Ocak 2026 / Cumartesi

Romeo ve Juliet okuması bitti. Üzerine hiçbir yazı yazamadım. Önceki okumalarda söylediğim sözleri sıraladım. Zıt kutuplar arasında gidip  geliyor. Karakterler de kendi içlerinde kutuplaşmış gibi. Anlatılan hikâye de öyle. “Fakat Shakespeare’in karakterlerini asıl canlandıran bu iç çekişmeler ve kararsızlıklardır.” S.295

Bir hayalet bir bakmışsın iyilik yapıyor öte yandan. Neden olmasın? Shakespeare bize yalnızca gösterir, tanıklık eder, yorum yapmaz. Hem oyuncu oyununda  hem de oyun okuru kafasında canlandırdığı rolünü/rollerini  kişiselleştirir. Bu yüzden de gözlerimin önünde Shakespeare’in nasıl olduğu bilinmeyen bir tiyatro sahnesi gibi bilinmeyen bir yerde geçer ve karakterlerin yüzleri yoktur. Yani şimdiye kadar öyle okumuşum.

Filmini izledim. Ünlü balkon konuşması dikkatimi çekti. Çok öne çıkmadığını düşündüm. Bugün okuduğum kitapta da bununla ilgili bir paragraf okudum. Oyunda balkon olduğu yer almıyormuş. Kaç yılında ortaya çıktı böyle yorumlandı bilmiyorum ama merak ettim doğrusu.

“Romeo ve Juliet oyunundaki balkon sahnesi çok ün kazanmıştır. Oysa metne bakacak olursanız “Juliet yukarıda pencerede görünür” denmiştir. Aşağıda bahçede olan Romeo da “Dur, karşıdaki camdan süzülen ışık da ne?” der. Anlaşılıyor ki Juliet’e bir balkon tahsis etmek sonraki yönetmenlerin işi olmuş.” S. 249

Bu kitapta anlatılanlar benim için çok etkileyici oldu. Karakterleri zıt kutuplarda gidip gelirken arada kaldığımı hissettiğim olmuştu. Karar veremiyordum. İlk düşüncemde yanılmış mıydım? Peki neden böyle oldu? Özellikle Venedik Taciri filmini izlediğimde böyle oldu. Shylock’un sonundan kendimi suçlu hissettim ve ona üzüldüm. Böyle bir son olması gerekli miydi? Evet, demek ki. Okuduğumdan anladığıma  göre bunu Othello’da da yaşayacağım.

Tiyatro binasının mimarisinin nereden esinlendiğini düşünüyordum. Tapınakları andırdığını öğrendim. “Tapınaklar Kozmos’u simgelemek amacıyla inşa edilir ve Zodyak’ı temsil eden on iki sütun kullanılır.” S. 261 Ayrıca Roma tiyatrolarına şaşılacak derecede benzer, olduğunu yazar.

*

Romeo ve Juliet için ne söyleyebilirim? Yazar yine birçok kişiyi öldürdü. Bu oyunda gençlerin aşkları ölüm getirdi. Önce iki kişi öldü. Sonunda da Paris, Romeo ve Juliet de ölüyor. Ölmeselerdi oyun yüzyıllarca oynanır mıydı? Oyunu bugüne taşıyan ve birçok başka oyunlara ve romanlara esin olmasının nedeni bu trajik sonu değil mi? Gençliğimizde Romeo ve Juliet gibi balkonda bekleyenlerimiz oldu mu? Ya da şiirler yazdık mı?

“Ah Romeo…” diye başlar Neden Romeo’sun sen ve Romeo olmasaydın diye devam eder Juliet. O ya da ben ya da sen olsan, olsak…

Filmini izlemek değişikti. Tiratları ve dizeleri yer alıyordu ve seslendirme fena değildi. Tiyatro seslendirmesi nasıl bilmiyorum aslında. Hiç dikkatimi çekmemiş. İzlediğim internetteki oyunlarda amatör diyebileceğim oyunlara rastladım. Aslında hepsini izlemek isterdim ama olmadı.

Romeo aşkını doğa betimlemeleriyle anlatır gibi olur ama tam olarak öyle değildir. Tam söyleyecekken Juliet karşı çıkar. Ay’a benzetir Romeo ama Juliet değişiminden hoşlanmaz. Güneş de değildir, güneşten daha güzeldir vs. Meğerse yazar doğa ile anlatılan aşkları betimlemelerini onaylamıyormuş. Arayışlar… Shakespeare’in büyüklüğü de bundan kaynaklanmıyor mu?

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*