YAŞAR KEMAL GÜNLÜKLERİ 4 Nisan 2026 / Pazartesi
Bazı şeyleri toparlamak için tekrar tekrar yazmakta bir sakınca göremiyorum.
Hüyükteki Nar Ağacı, İnce Memed 1’in çekirdeğidir. Dağ köylerinde yaşadıklarından sonra kendi kurtuluşu için annesini bile geride bırakıp giden ve kendini gerçekleştirmek isteyen bir Memed vardır. Çocukluğundaki babasızlık bir acıdır, tarlada Abdi Ağa adına çalışması da boşa çabadır ve kaçmak mecburiyeti doğar. Çocukça bir düştür gitmek. İnsanlığın başına gelen en güzel çocuk düşüdür gitmek. Zamanını bekler. İlk kaçışı yakalanmayla sonuçlanır. İkinci kaçışı kasabadır ki tüm dünyasını değiştirir. Düşlediğinden de büyük bir gerçeklikle karşılaşır. Bir özleme neden olur, ağanın olmadığı, kendi tarlasını dikenli de olsa acı verse de bir toprağı olması düşü. Aslında köyünden uzaklaşmayı düşlememiştir. Yurdunda bir yurt özlemi vardır. Tarla yalnızca kendisi için bir düştür. Toplumsallaşmamıştır henüz. Kendi gerçek öyküsünü/mitini oluşturur. Geçmiş ona hareket ivmesi veren bir gerçekliktir/mittir. Gelecek gerçek öyküsü olabilirlik makullük çerçevesinde bir öyküdür/mittir. Bu geçmiş ve gelecek ucundan şimdiyi yaşamaktadır. Özlem. Geleceğe bakıştaki umut. Bu umudu da kasabadan almıştır. Gerçek öyküdür, kendisi için neden olmasındır?
Hatçe’yle olan aşkı, ona güç verir. Hatçe bir yük değil, bir eştir, yoldaştır, yol dayanışmasıdır. Umuttur. Aşmaktır. Böylece tek kişilik mitin yerini iki kişi almıştır ve bunun içinde doğacak çocukları da düşlemektedir. Yaşanası bir köy düşü. Çok şey istemez, çorak topraklarında mutlu olmak dışında bir şey umut etmez ilk başlarda. Ama daha sonra kasabaya inip orada herkesten uzak bir aile olmayı düşlemek zorundadır; çünkü Hatçe’yle köye dönme şansları yoktur. Kaçması mecbur olmuştur.
Ne yazık ki Hatçe’yle yakalanması onu bir başka mecburiyete sürüklemiştir. Eşkıya olmak zorunluluğu. Hayatta kalması için buna gereksinmektedir. Dağda ağaların adına çalışan eşkıyalara katılır ama aç köylüleri soymak ona acı vermektedir. Sonunda kendi köyünü Abdi Ağanın elinden kurtarmak ve herkesin kendi topraklarını ekmesini düşler. Bu durumda bireysel miti/gerçek öyküsü toplumsal bir özleme yönelir. Eşkıyalardan ayrılır düşünü gerçekleştirmek için iki sonra da üç kişi Abdi Ağayla mücadele etmeye başlar. Memed, ağayı öldürecek, köylü kendi topraklarına tek başına sahip olacaktır. Bu arada ünü yayılır ve miti toplumsal bir mite evrilir. Artık gerçek öyküsü/miti tüm dağ köylerini kapsar. Buna mecburdur çünkü diğer köyde yaşayanlar ona inanır destek olurlar. Kendi köyünden beklediği desteği alamamıştır. Onların da mitlerini kendi mitinin içine alır.
Birinci cilt, bireysel mücadeleden toplumsal mücadeleye evrilir. Onun yapmak istediklerini gören köylülerden destek görerek bu mite yalnız kendisi değil köylüler de inanır. Bir umut yeni bir dayanışma sergilenir. Hiç görülmemiş bir dayanışma. Torosdağları böyle bir mücadele görmemiştir. Memed’in gözündeki parıltı bir umut bir mitin uyanışıdır. Gerçekliğe uyanıştır. Köylüler de beklenen kahramanını bulmuştur ve onu yalnız bırakmayacaktır.
Yazarın bir düşü, kendi bireysel mitinin, toplumsal mite evrilmesinin anlatısıdır. Şunu söyleyebiliriz. Toplumsal bir mit için önce bireyin kendi gücünün farkında olmasını, kurban rolünden çıkabilmesi için içsel öyküsünün/mitinin yaratılması gerekmektedir. Bundan sonra da kendisi için istediğini gerçekleştirebilmek için toplu olarak hareket etmeleri kaçınılmaz bir sondur.
Gelgelelim burada bir başka sorunla karşılaşılmaktadır. İnce Memed’den sonra değişen kültürün nasıl evrildiğinin bilinmesi ve neyle mücadele edeceğini bilmesi gerekmektedir. Çukurova’ya traktörün girmesiyle yeni kültür ve sömürü düzeni gelmiştir. Bugün de olduğu gibi teknoloji kaçınılmaz bir şekilde inanların hayatına girmiş ve kültürlerine eklemlemiştir. Bu yeni yaşam koşulları kültürlerini, bireyin ve toplumun üzerindeki baskıları nasıl etkilediği konusunda bilgi sahibi değillerdir. Hedef olarak teknoloji gösterilmektedir ama o teknolojiyi işleyen de yine kendileridir.
Teknolojinin ilerlemesinde katkısı olan Çukurova insanları, kendi yoksulluklarını traktörlere yüklemektedir. Yanlış bir sapma olmaktadır. İnce Memed, Osmanlı döneminin ve Türkiye Cumhuriyet’inin ilk dönemlerinin bireysel ve toplumsal mitini anlatmaktadır. Yaşar Kemal etkili bir mit yaratmıştır. Romanda masal ögeleri olmadığı için masal kategorisine girmez bu mit. Mit, gerçek öyküdür; destandır. Destan özelliği geçmişte anlatılan yakın geçmişteki ve uzak geçmişteki destan anlatılarıdır ve bu destanlar okuma yazma bilmeyen halkın arasında sözlü kültürle aktarılmaktadır. Yakın tarihin destanını, yazar çocukluk ve gençlik yıllarının süzgecinden geçirerek yazmıştır. Halkın yanlış inanışlarını yıkar ve yerine yeni bir mit yani umut doğdurur. Gelecek miti, toplumdaki bireylerin bireysel mitlerini yaratmasına ve inanmalarına ve geleceğe yol açan bir mittir.
İnce Memed’den sonra yeni bir bireysel mitin anlatılması ve bireyden yola çıkıp herkesin kendi mitini anlatmasını ve bir mitlerin ortak noktada buluşup büyük bir mit olmasını, olacağına inanıyorum. Gelecek mitin ya da bireysel mitin oluşması için de İnce Memed’in içselleştirilerek, kültüre eklemlenen teknolojinin getirdiği değişikleri tanımak, bilmek ve ona göre davranmak gerekmektedir. İnsanlığın yüzyıllarca ilerlemesi bundan kaynaklanmaktadır. Prometheus benzeri bir mücadele her insan var oldukça devam edecektir.
Yazara üç adet Don Kişot kitabı okuması için gençlik yıllarında hediye edilmiştir. Don Kişot da bir şekilde İnce Memed’dir. Aradaki fark Don Kişot gerçeklik diye anlatılan öyküyü miti yıkmış ve yenisini inşa edemeden ölmüştür. İnce Memed de yıkım teknolojiyle gelmiş, Memed bilgilenmiş ve bu gerçekliği hızlıca çözüp üzerine yeni bir öykü/mit yazmış; inandırmış ve üzerine inşa edilmiştir.
O yıllarda yaşananlar ülkemizin gerçekliğini anımsatır, bilgilendirir, anımsatarak bir uyanışı sağlar. Kendi küllerinden yeniden yeniden doğan bir Anadolu Uygarlığı söz konusudur. Höyüklerin üzerine yüz yıllarca eklemlenen yeni uygarlıklar bugün yalnız değildir. Onların da üzerinde yakın geçmişin yıkılmış uygarlığı yer almaktadır. Teknoloji, yeni sömürü yollarıyla kültüre eklemlenen bu destan yalnızca geçmişin destanıdır. Yeni destanı yazacak bir yazarını beklemektedir. Godot’yu beklemek gibi.
Gerçekleri anlatmak, röportaj ve haberler, araştırma ve incelemeler, makaleler bugün mit yerine geçmemektedir. Anlaşılır olması için bir kurguya, gerçek öyküye gereksinme vardır.
Kültürel farklılıkların olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Her kültürün kendi toplumsal baskıları, gelenek ve görenekleri bulunmaktadır. Bunlar bir şekilde bireysel ve toplumsal mitleri oluşturmaktadır. Ne yazık ki kadınlarımız ve çocuklarımız şiddete maruz kalmakta, cinayetlere kurban gitmektedir. Bu duruma bireysel mitlerinde kurban rolleri oynamaktadır. Hızla yayılan şiddet yaş grubu fark etmeden hızla artış göstermektedir. Bilen, kendini değiştiren bireylerin mitleri yaygınlaştıkça başkalarının da mitlerini etkileyecek, kolektif bir bilinç gelişecektir. Muzu soyarak yiyen maymun, bu hareketini diğerleri görmediği halde onlar da muzlarını soymaya başlamıştır. Bu davranışın, kolektif bilinci gösterdiği düşüncesindeyim.
Dok Kişot, Cervantes’in kendi kültürü ve inanışları içinde yarattığı bir mittir. Bir yıkımdır, bilgi içerir. İnce Memde, Yaşar Kemal’in kendi kültürü ve inanışları içinde yarattığı bir mittir, destandır. Tarihimizde, kendi kültürümüzde yazılmış destanlar bulunmaktadır. Dede Korkut Hikâyeleri bir toplumun mutlu bir şekilde yaşaması için yaşayan Kaanlar, kahramanlar yaratmıştır ve soylarının boylarının yüzyıllarca süreceği söylenmektedir. Bunun üzerine yazılmış birçok destanlar vardır. İncelenmesi okunması gerekir. Düzeni ve kültürü değiştirenin ne olduğu bireyler tarafından bilinmediği sürece kahramanlar yaratılamaz inancındayım.
Batıya dönük yüzümüzü kendi kültürümüzle -ki bizim kültürü de etkilemektedir- nasıl yansımalarını, etkilerini nasıl yaratıyoruz. Sanırım eleştirmenlerimizin, çözümlemelerine gereksinim duyuyoruz.
Bir ara kendi mitimi yazmak istiyorum. Bakalım ne zaman paylaşacağım, henüz bilmiyorum.





Bir yanıt bırakın