KİTAPLARIN KIYISINDA    24 Şubat 2026 / Salı

 

KİTAPLARIN KIYISINDA    24 Şubat 2026 / Salı

Bugün Notos’un atölyesine katıldım. Kısa süreliğine Murat Özyaşar’la birlikte katılımcıların yazdıkları öykülerin değerlendirilmesi olacak. Dört hafta ne ki. Zaman tır hızıyla üçüncü şeritten ilerliyor. Korkunç.

Bu atölyede benim de burada paylaşmadığım, beğendiğim bir öyküm değerlendirilecek. Bu öykümle, öykü dünyasına ilk adımımı attığımı düşünüyorum. Katılımcıların öykülerini okumak beni zenginleştirdi. Güzel, etkileyici öyküler. Ben nerede duruyorum, sorusuna yanıt vereceğim kanısındayım.

Sarı Kahkaha öykü kitabı Murat Özyaşar’ın. Bu gece kitabı merakla okudum ve bitirdim. Dili, üslubu çok farklı; konuları da öyle. Öyküler farklı anlatıcılarla aktarılıyor. Seçtiği kelimeler, kurduğu cümleler çok şeyi anımsatıyor. Coğrafyamızın, olayların  hayatımızı nasıl zindana çevirdiğini değil yalnızca, karakterlerin yaşatılanlara inat hayata nasıl tutunduklarını gösteriyor. Kitap dil ve üslup ve zaman olarak aynı; okurken bütünlüyor hayatımızı. Bugünde hiç bitmeyecek bugünde geçiyor öyküler. Bugün ne yazık ki geçmiş olmayı bir türlü başaramıyor; acı derinleşiyor; her kuşağı sarıyor; boğuyor. Değişen insanın duruşu ama her değişimde önünün kesilişi oluyor.

Bir kitaptan etkilenmek nasıl bir şey merak ediyordum. Beni etkiledi gerçekten, cümlelerimi eksilterek, acıları sarı kahkahalara boğarak yazmak istiyorum. Kitabın adı da oldukça anlamlı. Ölen bir geçmişi anmak böyle olmalı bence.

Önerdiği kitaplardan bir iki tanesini uzun aramalar sonunda kitaplıktan buldum. Artık aradığımı bulmakta zorlanıyorum. Bir duvara daha kitaplık yaptırmalı. Bu böyle olmayacak. Arkadaş birisini önerdi. Umarım kısa zamanda bu sorunu çözerim. Kitap almayacağım dedikçe… Almadan duramıyorum.

Babamın Yeri (Annie Ernaux) romanını da önerdi.

Jale Sancak’ın kitaplarını kısa zamanda okumalıyım.

Mavisakal masalı üzerinde duracağız. Kaynak kitabımız Kurtlarla Koşan Kadınlar. Bu bölümü okudum ve birkaç sayfa düşüncelerimi yazdım. Bizim Çağ Edebiyat grubumuzda konuşacağımız masal bu. Çözümleme yapmaya çalıştım. Belki sonra yeniden yazıp burada paylaşırım. Bu kitabın bir başka bölümünde de öykülerin iyileştirici olduğu yazıyordu. İyi olmak için yazmak ve öyküler anlatmak. Herkese ayrı ayrı öyküler anlatılmalı. Bakalım ağır duyguları dönüştürüp hafifletebilecek miyim?

Kitapların kıyısında yaşamak, sırtını dünyaya dönmek değildir, bence. Denizi seyretmek içindir. Tanıdık yüzün altında, ya da gökyüzü aynasında denizi görmek… Canlılar için hiç değişmeyen gökyüzü var oldukça, dünya da tanıdık kalacaktır. Eminim.

 

 

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*