ÇOCUKLARLA ATÖLYE/ ÖĞRETMENLERLE    26 Kasım 2025 / Çarşamba

ÇOCUKLARLA ATÖLYE/ ÖĞRETMENLERLE    26 Kasım 2025 / Çarşamba

Söylenecek çok şey var. Nereden başlamalı bilemiyorum. Ya da başlamalı mı? Çocuklarla benim kitaplarım üzerini çevrimiçi buluşmalarla atölye yapma düşüncesine sıcak bakıyorum. Sorunum benim için zaman sorunu. Bir de öğretmenlere ayrı bir yük olacağından kuşku duymak.

Kitap tanımı dışında bir çalışma olacak. Okumak ve yazmak üzerine. Çocuklara şunu anlatmak isterim.

Ben Nermin Ş. K. diyerek başlamak. Adımı unutabilirsiniz, ezberlemeniz de gerekmiyor. Ama okuduğunuz kitaplardaki kahramanların adlarını unutmayacağınızı düşünüyorum. Galata Kulesi, Kız Kulesi’ni Seviyor, kitabımın ana karakterleri Melek ve Ceki. Yan karakterler de yaşlı Yüksel amca ile rehber Okan.

Bu karakterlerin dışında öykümüze giren karakterler de var elbette. Bu karakterler daha az yer aldığı için hatta bölümlerde sınırlı olarak bulunduğu için anımsamayabiliriz. Bazı karakterleri beğenmeyebilir ve başka türlü konuşmasını ve davranmasını düşünebiliriz. Fakat bunların konuşmalarının ve davranışlarının öykümüze yol verdiğini de unutmamalıyız. Öğretmen olan kadını düşünelim örneğin. Eğer öğretmen gibi davranmamış olsaydı öykümüz olmazdı. Melek düşlerine onun sayesinde ulaşıyor. Ona yol gösteriyor bu öğretmen. Dinlemesini ve soru soracağını söyleyerek gezi grubuna katılmasını sağlıyor. Gezi turundaki turistlerle konuşarak yakınlaşma sağlanıyor. Hatta ona olta almak fikri bile çok güzel. “Balık vermek yerine balık tutmasını öğretmek,” en çok kullandığımız cümledir. Bunun anlamını düşünmemizi sağlıyor. Kendine bakmak için gerekli olan işi ya da ortamını sağlamak. Bir öğrenci için bilgilendirmenin yanı sıra nasıl çalışması gerektiğini göstermesi de aynı şeydir. İleride bu çok işinize yarayacak.

Kütüphaneden ya da bir arkadaşımızdan ödünç aldığımız kitapları karalamadan, sayfalarını kıvırmadan okumamız gerekiyor ama kendimize aldığımız kitapları cümlelerin altını çizerek okuyabiliriz. Beğendiğimiz ve beğenmediğimiz yerler; bize çağrışım yapan ya da gözümüzün önünde canlandırmamıza yardımcı olan cümleler.

Yeni bir okuma kültürüne doğru ilerliyoruz. Nasıl okumalıyız ve nasıl okuyorlar; sorularına yanıt verilmeye çalışılıyor. Bunun dışında küresel bir yaklaşım da sunulmaya başlandı. Evrensel yazmak ve okumak nedir? Yazarlar ve  eğitimciler nasıl bir yaklaşımda bulunabilir? Okumak ve yazmak üzerine seminerler veren atölyeler gelişmekte. Günümüzde çok önemli bir yer tutuyor. Özellikle akademisyenlerin paylaşımları oldukça önemli. Onların birikimleri yani gözlem ve araştırmaları çok değerli ama bu bilgileri küçük okurlar için nasıl uygulayabiliriz, sorusuna yanıt verecek deneyimleyecek öğretmenlere ihtiyaç var. Yine günümüzde ben de yazabilirim diyerek yazı yolculuğuna çıkan yazar adayları için de atölyeler bulunmakta. Yayın evlerinin okurlar için verdiği destek yeni değil. Neredeyse yirmi yıllık bir deneyimleri var. Onların yolculuğu diğer yayınevlerinin de yolu izlemelerini sağladı. Her yazar kendi yolculuğunu paylaşırken küçük okurlara da yol açmayı hedefliyor. Peki bunun ekonomik boyutu ne olacak? Bunu da yayınevleri çözecek bence.

Yirmi yıl önce okumak ve yazmak üzerine bir proje düşünmüştüm. Yurt dışı destekli bir çalışma olacaktı eğer ki kabul ederlerse elbette. Fakat hem ekip oluşturamadığımdan hem de ekonomik boyutlarının bizi aşmasından hayata geçirilemedi. Ekonomik desteği yurt dışından sağlanacaktı ama yine de öğrencilere düşecek az da olsa bir maliyet olacaktı. Okulumuzun maddi destekçileri olmadığı için yola çıkma cesareti gösteremedim.

Günümüzde masal ve hikâye anlatıcılığı oldukça yaygınlaştı. Gerek drama olarak, gerek anlatılarak, gerekse de okuyarak ilerledi. Bir de Çocuklar İçin Felsefe çalışmaları var. Çok koldan ilerleyen bir yol. Eğitimcilerin yani öğretmenlerin gönüllü olarak zaman ayırmaları ve çalışmaları hatta evde de çalışmaları hazırlanmaları gerekiyor. Bu ekip nasıl oluşturulacak?

2002 ve 2008 yılları arasında çocuklarla okuma ve yazma atölyeleri yapmıştım. Okul günlükleri tutturmuştum. Bunlar kitap olarak bastırılmıştı. Bu çalışmalarla Sabancı Eğitimde İyi Örnekler sempozyumunda sunum yaptım. Bir de Ankara da bir sempozyumda sundum. Bir başka okula geçtiğimde yaptığımız çalışmaları kitaplaştırmadım çünkü çocuklara yazdırmak oldukça yaygınlaşmıştı. Diğer okulda 2010’lu yıllarda bir proje olarak hazırladım. Özgürlük ve Kuşlar adını verdik ve kitaplaştırdık, ikinci sınıflar arasında katılmak isteyen öğrencilerle yapmıştık iki arkadaş. Önceki çalışmalarımdan farklıydı; farkı araştırmaları sonunda yazdıkları kısa hikâyelerden oluşuyordu. Kuşları tanıyorlar bilgi topluyorlar, gözlerinin önünde canlandırıyorlar ve kısa hikâyelerini yazıyorlar. Öğrencilerin çalışmalarının her aşamasında destek veriliyordu. İnteraktif çalışmaydı. Şimdi yetişkinlerin verdiği hikâye anlatma etkinlikleri de çocuklara uyarlanabilir örneğin. Hikâyeler yaratıcı dramayla canlandırılabilir. Çocuklar İçin Felsefe uygulayıcı eğitmeler de ileride çocuklara model olabileceğini düşünüyorum.

En büyük eksiliğin gözlerinin önünde canlandıramamaları olduğunu çok geç fark ettim. Çünkü ben daha ilk günlerinde bunun üzerine çalışıyordum. Verdiğimi düşünüyordum. Bugüne kadar eksik olabileceği aklımın ucundan bile geçmiyordu. Bazen kendi eksiklerimizi fark ettiğimizde başkalarıyla karşılaştırmak için araştırmaya başlarız. Ben de gözlerimin önünde tam olarak canlandıramadığım Shakespeare’in Hamlet oyununu okurken fark ettim. Karakterlerimin yüzleri yoktu. Giysileri de tam olarak o yılların giysilerini bilmediğimden kendimce belirsiz bir çağın giyimiyle canlandırmıştım. Sahne de çok zayıftı. Gözlerinin önünde canlandırabilmek için kültürün de bilinmesi gerektiğinin ayırdına vardım ve bunun çocuklar için de geçerli olduğunu düşündüm. Bu zor canlandırmayı öğrencilerimle hiç denememiştim.

Sonra devam etmek üzere.

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*