GECE TARİFESİ          4 Ağustos 2025 / Pazartesi

GECE TARİFESİ                                                4 Ağustos 2025 / Pazartesi

 

Bir araba, bahçe kapısının önünde durdu. Sürücü koltuğundaki adam içeriye bakarken, aracın sirenleri çalıştı. Mavi kırmızı ışık, kliniğe kadar uzandı. Veteriner Kenan içeriden çıkınca, sirenler kesildi. Kapıya gelirken köpekler de peşine takılmıştı, havlıyorlardı. “İyi geceler. Nasılsın komserim.” dedi Kenan. Sürücü koltuğundaki polis başını camdan uzattı. “İyi. Geçerken uğrayalım dedik.” “Bir çay içelim.” “Sonra gelelim. Karakola gidiyoruz. Çıkınca uğrayalım.” “Ben olmayacağım.” “Kim olacak?” “Ayten…” “Bir ara ona bakmaya geliriz.” “İyi olur.” “İyi geceler.” “İyi geceler.” Araç sessizce ilerledi.  Kenan onları uğurladıktan sonra içeri girdi.

Gece yarısıydı. Veteriner kliniği dışında bütün evler karanlığa gömülmüştü. Yan evin önündeki  sokak lambası, cılız bir ışık yayıyor, gölgelerin saklanamayacağı kadar etrafı aydınlatıyordu.

Camekanın önünde dışarıya bakıyordu Ayten. “Kalmaktan vazgeçebilirsin.” dedi Kenan. O bir an sustuktan sonra  “Kalırım. Sorun yok…” dedi.  ‘Bugüne kadar bir şey olmamış. Yine olmaz. Ne olabilir ki? Hırsız katil değil ama deli köpekler olursa o kötü işte… Köpekler beni korkutuyor. Sahipli köpek ne yapabilir ki? Sahibi var sonuçta.’ “İstediğin zaman beni arayabilirsin. Aaaa bu arada bahçedeki köpeklere mama vermedim.” ‘Köpeklerden iyi bekçi olur. İnsanları korkutur ama köpekleri korkutmaz. Tersine dövüşürler. Sonra da onları ayırmaya uğraş. Arada da bir güzel ısırsınlar seni.’ “Ben veririm Kenan bey.” “Önlüğünün koluna kan bulaşmış.” “Lady’nin kuyruğunu pansuman ederken olmuş olmalı.” ‘Sorun değil. Ne olacak ki?’ “Yedek önlüğüm yanımda değil.” Kenan dışarıya baktı.

Bahçedeki kocaman  çınar ağacının altında  iki bank duruyordu. İki iri köpek ortalıkta dolaşıyor; demir parmaklıklarla çevrilmiş bir bölümde, kanatları açık üç martı uyukluyordu. Açık pencerenin önünde kara bir kedi uzanmıştı. Bir başka kedi de kapının merdivenlerine yayılmıştı. Köpeklerden biri merdivendeki kedinin yanına geldi; kedi pati atınca  geri çekildi.

“Ben gidiyorum o zaman.” dedi ve çıktı Kenan. Bahçedeki köpekler onu kapıya kadar geçirdiler. Kenan arkasına döndü. Ayten merdivenlerin başında dikiliyordu. “Bahçe kapısını açık bırakma. Köpekler kaçmasın.” diye seslendi. “Bırakmam Kenan bey.” dedi. Bahçe kapısı açıldı ve kapandı. O merdivenden izliyordu hâlâ. İki  köpek kuyruklarını sallaya sallaya, Kenan beyi uğurladıktan sonra onun yanına geldiler. Başlarını okşadı. İçeri girdi, kapıyı kapattı.

‘Uyur muyum acaba? İnsan korkarken uyur mu? Uyumaz.’

Bankonun arkasına geçti. Bilgisayarı açtı. İskambil falını açtı. ‘Bu gece uyuyacak mıyım? Fal açılırsa uyuyacağım. Açılmazsa uyumayacağım. Nasıl olsa fallar açılmıyor. Uykum yok neyse ki. Zaman da geçmek bilmez şimdi. Hay aksi buradan dışarıyı görmüyorum. Gerçi biri gelse köpekler havlar.’

Köpekler havladı. ‘Gelen mi var?’ Dışarı çıktı. Bahçe kapısının önünde kulaklarını dikmişler sessizce bekliyordu ikisi de. Uzaklardan bir araba homurtusu işitiliyordu ama sokakta hiç hareket yoktu. Telefon çaldı.  ‘Ne olur hasta gelmesin. Gelmesin. Gelmesin… Gelmesin de ne yapacaksın? Neden açık klinik? Kalmayı sen istedin. Hasta gelecek elbette.’

Telefonu açtı. “Veteriner Kliniği. İyi akşamlar.” “İyi geceler.” dedi bir erkek sesi; “Açık mısınız?” “Evet, açığız.” “Kaça kadar açıksınız?” “7/24 açığız.” “Nöbetçi veteriner var mı?” “Evet ben varım.” “Aşı yapıyor musunuz?” ‘Yuh bu saatte aşı yaptıracak. Olacak şey değil. Gündüz çuvala mı girdi?’ “Evet.” “Köpeğimi getirmek istiyorum. Kuduz aşısı ne kadar?” “Gece tarifesi uyguluyoruz. Yedi yüz elli lira.” Adam adresi sordu. O yolu tarif etti. “Bir saat içinde geleceğim.” diyerek telefonu kapattı adam. ‘Kahretsin, bendeki şansa bak. Deli biri çıksa karşıma ne yaparım? Sesi çok sert çıkıyordu. Daha önce de gelmemiş. Kendi doktoru yok mu? Acil bir durum değil ki aşı yaptırmak. Korkmaaaa… Bir şey olmaz. Küçük bir köpek geliyormuş, sen de korktuğunla kalıyormuşsun.’

Camekanın önündeki koltuklardan birine, camdan dışarı göreceği şekilde oturdu. Kediler yanına geldi, bacaklarına sürtündü. Kara kediyi kucağına aldı, sevdi. Sonra kalktı, odaya girip iki mama kabını doldurup döndü. Kedilerin önüne bıraktı. İştahla yemelerini izledi. Bahçedeki martıların sesi çıkmıyordu ama başka martıların şamataları işitiliyordu. Köpekler için de iki kap mamayla dışarı çıktı; önlerine bıraktı… İştahla mamaya saldırdılar. Başlarını okşadı. “Bu gece birlikteyiz canlar. Benim uyumama izin vermeyin, olur mu? Şekerler. Kavga da etmeyin bakın az sonra hasta gelecek, sakın kavga çıkarmayın. Tamam mı?”  Çınarın altındaki banka oturdu. Hava sıcaktı, basıktı ama gündüze göre daha iyiydi.

Önce arabanın homurtusu işitildi sonra farları sokağı aydınlattı. Araba kliniğin az ilerisinde park etti. ‘Geldi. Öff canım sıkılıyor. Hemen gitsin…’ Bahçedeki köpekler havlamaya başladı. “Hayır! Susun! Hayır!” dedi köpeklere ama söz dinlemediler. Tasmalarını çekmek sıkıca tutmak zorunda kaldı.

 

 

 

Bir adam, kocaman siyah köpeğiyle bahçe kapısında belirdi. ‘Doberman… Simsiyah. Çok büyük. İlk gecemde bu… Korkunç görünüyor. Köpeklere saldırır mı?’ “İyi geceler. Köpeklere saldırır mı?” diye sordu köpeklerin tasmasını çekerken.

“Tasmasını tutuyorum. Bir şey yapmaz. Siz de onları tutarsanız…” diyerek bahçe kapısını açıp içeri girdi. Köpekleri tutuyordu  Ayten “Tamam tamam yok bir şey. Sakin olun.” diyordu köpeklere. Adam kapıyı açık bırakmıştı. “Lütfen kapıyı kapatır mısınız? Bizimkiler çıkmasın.” “Olur.” diyerek arkasını döndü ve kapıyı kapattı.

Adam içeriye geçerken doberman merdivendeki kediye hırlayınca “Areess! Hayır!” diye bağırdı adam ve tasmayı hızla kendine çekti. Tam adına uygun bir doberman görünümü vardı. Havlıyor, tasmasını zorluyordu. Adam uzatmayı çekti ve boynundaki tasmadan tuttu. Şimdi dizine dayanıyordu Ares’in başı. Penceredeki kedi kayboldu; diğeri de açık pencereye sıçradı ve atladı içeri. İkisi de kaybolmuştu. Adamla Ares içeri girince Ayten de aralarındaki mesafeyi koruyarak arkalarından girdi.

Sıradan hasta sahibi ve doktor sohbetleri geçti aralarında. “Bizde kaydınız var mı?” diye sordu Ayten. “Yok, ilk kez geliyorum. İnternetten aldım telefonunuzu.” diyerek köpeğin aşı defterini uzattı. Ayten deftere baktı. “Kuduz aşısı ve parazit tedavisi gelmiş.” “Yalnız aşı yaptırmak istiyorum.” “Nasıl isterseniz.” dedi.

Muayene odasına geçtiler. Ayten ağızlığı aldı ve “Bunu siz bağlar mısınız?” dedi. “Ona gerek yok. Görmese iyi olur. Çok sinirleniyor ağızlıktan.” “Tutabilecek misiniz peki?” “Elbette.” “Masaya alabilir misiniz?” “Buna gerek yok.” dedi adam ve Ares’i bacaklarının arasına aldı. Ayten köpeğin arkasından yaklaştı. “Sizi görmesi gerekiyor yoksa huysuzlaşır.” dedi. Ayten, köpeğin onu görebileceği şekilde yanına yaklaştı. ‘Bitti az kaldı. Hadi hadi…’

‘Sorun yok. Sorun yok.’ Bekleme odasına geçtiler. Bankonun önünde durdular. Adam Ares’in marifetlerini anlatıyordu. Dört yaşındaydı ve iyi bir eğitim almıştı. Söz dinliyordu. Ayten elini uzattı başını okşadı. “Güzel Ares.” ‘Neden bunu yaptım ki! Kahretsin!’ “Değil mi Ares?”  Adam cüzdanını çıkardı. Kredi kartını ararken Ares de Ayten’in kolunu kokluyordu. Bir anda dişlerini gösterdi. Ayten’in elini çekmesi bir oldu ama köpek ön ayaklarını göğsüne dayamış, havaya kalkan kolunu yakalamaya çalışıyordu. Köpekten uzaklaşmaya çalışıyordu ama üzerine iyice abanmıştı. “Köpeği tutun. Saldıracak.” dedi. “Oyun istiyor. Bir şey yapmaz.” diyerek güldü adam. “Kolumda kan kokusu alıyor. Tutun.” demesiyle köpeğin kolunu yakalaması bir oldu. Adam köpeğini çekerken gülüyordu. “Ares! Yapma!” diyordu ama ses tonu yaptığını onaylıyordu. ‘Kolumu ısıracaktı. Resmen onaylıyor yaptığını.’ Önlüğünün kolu yırtılmıştı.

“Kolunuza bakayım.” “Yok bir şey. Yalnızca önlüğü yırttı.” “Size bir önlük borcum olsun.”

İki köpek merdivenleri çıkmış, cam kapıdan içeri bakıyordu.

Adam köpeğini çekti. ‘Ucuz atlattım.’ “Yoksa korkuyor musunuz hayvanlardan?” “Eğitimsiz köpekler korkutabiliyor ama sizinki eğitimli. Öyle değil mi?” ‘Tartışma sakın. Tartışma. Çekip gitsin artık.’  “Sizinkiler eğitimli mi?” “Evet. Onlar da eğitimli.” “Ama sonuçta sokak köpeği ikisi de.”

Ayten bankonun arkasına geçti. Ödemeyi aldı. Fişi uzattı. “İyi geceler.” dedi. “İyi geceler.” Adam kapıya yöneldi. Ares arkasına dönüp duruyor, bakıyordu. Adam onu çıkarmak için tasmasını  çekmek zorunda kalıyordu. ‘Ya  bahçe kapısını açık bırakırsa… Köpekler kaçarsa…’

Ayten hızla kapıya yöneldi. “Önce ben çıkayım. Köpekleri tutayım.” dedi. Dobermanın yanından geçti, kollarını havaya kaldırarak. Köpekler merdivenin başındaydı, onları tuttu. Ares’e karşı ilgisiz davrandı ikisi de. Ares onlara havladı. İki köpek de tasmalarını çekiştirdi. “Hayır.” dedi Ayten bağırdı.  “Hayır!”

Bahçe kapısı açıldı. Ama kapatılmadı. Gittiler. Ayten kapıyı kapattı. “Ya birileri geçerken kapıyı açarsa.”  İçeriden  anahtarları alıp geldi. Bahçe kapısını kilitledi. Banka oturdu. Köpekler yanına gelip ayaklarının yanında uzandı. “Canlarım bu gece büyük bir iş yaptık. Harikayız.”

Polis aracı yaklaştı. Kapının önünde durdu, korna çaldı. Ayten arabanın yanına gitti. “Bir sorun yok, değil mi?” “Teşekkür ederim, sorun yok.” “İyi nöbetler.” dedi polis. Araç uzaklaştı. Ayten banka oturdu.

İçeriden telefon sesi geldi. Kalktı banktan. İçeri girdi.

 

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*