YAŞAR KEMAL GÜNLÜKLERİ 10 Haziran 2026 / Çarşamba
Bugün arkadaşlarımla buluştum. Yemek yedik. Sohbet ettik. Sinirlendik. Acaba bize koltuk verseler, biz de mi yapışıp kalırdık? İnsan neden zorlar ki? Hırs, arzu, şiddet, düşmanlık, nefret… Say babam say. İçeriden ne zaman çıkarlar ki? Yıllar öyle hızlı geçiyor ki insanlık çürümüş, kokusu geliyor. İnce Memed’i düşünüyorum. Yaşar Kemal’i düşünüyorum. Gelmeseydik bu dünyaya bu güzelliği nasıl görecektik, diyor bir konuşmasında. Umut dolu. Umut verici. Çocuksu ve inançlı. Hayal kurmayı seviyor. Yazdıklarını gerçeklik zeminine oturtuyor.
Yaşar Kemal’in cenazesinde Zülfü Livaneli, onu onun Merhaba dizeleriyle uğurladı. Bugünlerde Bahar İndi adlı şiir kitabının 79. sayfasında yer alıyor. Yapı Kredi Yayınlarından 2010 yılında basılmış. Ondan önce basılmış mı ? Yine onu, ünlü sözüyle anımsıyorum: O güzel insanlar o güzel atlara binip gittiler.
“Dünyanın ucunda bir gül açılmış
Efil efil esen yele merhaba
Karanlığın sonu bir ulu şafak
Sarp kayadan geçen yola merhaba.”
Merhaba ezgisini dinleyip gecenin sonuna doğru geldim. Yine günü Yaşar Kemal’le bitirdim.
“Merhaba.”
*
Alberto Manguel bir kısa romanında diktatörlük döneminde yer alan siyasetçilerin ve destekleyicilerin toplumdan nasıl izole edildiklerini anlatır. Anlatı yurtdışında kaçan ama diğer yandan da destekleyen tavırlarıyla dikkat çeken adamın, yurda dönmesiyle yaşadıkları, ülkede yaşananları aktarır. Yurtdışından gelen adam, kente inince tanıdıklarıyla karşılaşır; kimse onunla konuşmaz ve bütün dükkânlar kapanır; sokaktaki insanlar çekilir evlerine; sokakta adam yalnız kalır; sokakta birkaç kişi daha vardır yandaş olanlardan. Konuşurlar ve insanların nereye kaybolduklarını sorarlar birbirlerine. Sonra bir otobüs gelir; önlerinde durur ve onları alır; bir yere götürülürler; bütün diktatörler ve yandaşları oradadır. Yani toplumdan yalıtılmışlardır. Otobüsteki birkaç kişiyi de orada bırakırlar. Yani hiç dikkate almamak, onları yalnız bırakmak yok varsaymak bir direniştir. Böyle anımsıyorum. Ne söylerse söylesinler onları dinleyen yoktur. Toplumsal bir duruştur. Şimdi düşünüyorum da gerçek beyinleri arkalarına almışlar (zeki, toplumun yapısını psikolojisi bilen) Onların yönlendirmeleriyle diktatörler konumlarını güçlendirir. Hani her şeyi bilenler var ya zekiler ya, akıllarını doğru yerde vermeleri gerekirken hırs, mevki, koltuk için danışmanlıkları yapar. O kadar zekiler de neden diktatörlerin tarafındadırlar?
Yılma, umutsuz olma gibi bir konforları olmayan o güzel insanlar sokaklardadır. O güzel en verimli yıllarını nerede geçirirler?
Bugünlerde Bahar İndi şiir kitabı yazarın genç yaşlarında yazdığı şiirleri yer alır. 1940’lı yılların döneminde gazetelerde yayımlanmıştır. 2010 yılında da basılmıştır. Yıllar sonra gelen bir kitap.





Bir yanıt bırakın