ELİMDE KALANLAR               3 Eylül 2025 / Çarşamba

ELİMDE KALANLAR               3 Eylül 2025 / Çarşamba

Günler, diyor, dört nala gidiyor. Saatler yelkovan tam yakalayacakken akrebi… Yelkovan koşusuna devam ediyor, geride kalan kaybeder mi? Sanırım geride kalıyoruz zamanın.

Don Quijote okumalarına devam ediyoruz. İkinci kitap neredeyse bitmek üzere ve bende yeni yeni çağrışımlar yapıyor. Şöyle düşünüyorum, ikinci kitap ve asillerin yani dük ile düşesin olduğu bölümler olmasa bu kadar uzun ömrü olmazdı romanın. Zıtlıkları ve gerçekleri gösteriyor. Hiç başka yerde aramamalı Don Quijote’yi. Hepimiz birer karaşövalyeleriz; biraz deli diye biliniriz ama bunu yakıştıranlar da malumunuz. Delilere ne yapılırdı? Deli gömleği giydirilip kapatılırdı. Gerçek deliler dışarıda kaldı ya… Hem çalıyorlar, hem de oynuyorlar. Beklenecek bir Don Quijote yok ama deliyiz. Kimimiz yazarız, kimimiz bağırırız, kimimiz ağlarız… Ağlanacak hallerimize de gülerler ya ben buna üzülürüm.

Sevgili Don Quijote’nin hazin sonunu henüz okumadım ama herkesin bildiğini biliyorum. Don Quijote olarak değil, gerçek ismiyle ölür. Ama nedense gerçek adı değil Don Quijote adı ile anılır. Cervantes de böyle öldü sanki, gerçek adıyla değil Don Quijote olarak bilinir. Hayal kırıklığı diye düşünürüm. Bir insan yazar da olsa kendi adıyla anılmak ister. Ama işte daha çok birçok romanda birçok karakterlere hayat verir Donkişotizm. Cervates’in vasiyeti yerine getirilmek için ölü yatağından kaldırılmaz Don Quijote.  Umarım ben de bunu yapmam. Ama onun şanına uygun bir anma töreni yaptırdım birinci kitaptaki karakterlerine. Bunu da belki daha sonra yani tamamlayıp gözden geçirdikten sonra paylaşırım.

Bu aralar gerçekleri arıyorum. Bu da benim geri kalmama neden oluyor. Sürekli değişiyor gerçek bildiğim şeyler. Bir başkasının yerine geçebildiğimi düşünmeye başladım. Bu da hiç iyi değil bence. Gerçi birkaç yazar tanıyorum bir olayı başka başka kişilerin gerçeklik algısı açısından yazdığını. Böyle olunca da içime su serpiliyor. Değişmek ama yalnızca yazıyla değişmek…

Dün uzun uzun okudum da yazıya sonra geçebildim. Okumadan yazamıyorum diyordum ya. Sanki bu herkes için geçerli diye düşünmeye başladım. Okumadıkça başkalarıyla empati kurulamıyor. Gerçek dediğimiz ve sesli olarak yaşadığımız dünyada söz uçuyor, gerçek bilinenler de ne yazık ki cımbızlanan kelimeler. İşte gerçeklik yok sesli dünyada. Herkes yazmalı.

Yeldeğirmenleri bölümünü herkes bilir, çocuklar bile. Üzüldüm çocuklar için kısaltılmış metinleri okuduğumda. İroni kaybolmuş. Masal desem masal da değil. Yazının ve Don Quijote’nin gerçek olmadığını dedirtecek bir şey. Oysa herkes bilir işleyen çarkları değirmenlerin; rüzgârla havayla, suyla. Şimdi yerini alan akla düşmüyor sanki. Don Quijote yaşadı. Başka isim altında şövalye maceralarını yaşadığına göre o yaşadı.

Bu geceki kadar hiç gerçeklere yaklaşamamışım, bunu anladım.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*