ELİMDE KALANLAR    – 19 Eylül 2025 / Cuma

ELİMDE KALANLAR    – 19 Eylül 2025 / Cuma

Bugünden elimde kalan, Kibele Dergisinin Eylül 2025/ 8. sayısı ile bir defter oldu. Yeni bir arkadaşımdan dostluk hediyesi. Derginin dosya konusu ‘Tarihte Adını Yazdıran Aşklar’.

Feridun Andaç ile Don Quijote okuma grubumuzda da güzel paylaşımlar elimde kalanlar arasında.

Güzel görüşmeler, buluşmalar, okumalar… Yüz yüze, telefonla, zoom aracılığıyla…

Gün sonunda da yorgunluk. Bana dair bir şey bırakmadı. Kendimle ilgili ne yazabilirim ki? Don Quijote ile ilgili olsa?

Haftalardır süren öykü okumalarının ardından okumadığım için küsen kitaplarım çok. Günlüklerim bile yazısız kaldı. Bir yerden elim dolarken, bir başka taraftan da eksilenler oluyor.

En güzel haberi Bu Yayınevinden gelen iletiyle  aldım. Galata Kulesi, Kız Kulesine Âşık pardon ‘Âşık’ yerine ‘Seviyor’ oldu adı. Bunun sözleşmesini imzaladım. Bu ay içinde basılmış olacak. Birkaç gün önce PDF’ten son okumamı yaptım. Gerçekten beğendim. Şu cümle çok hoşuma gitti de Melek yaşıyor, dedim içimden de çok mutlu oldum.

“Melek’in hikâyesini yazmayacaktım ama “Madem yaşadı,” dedim, “bir hikâyesi olsun.” Sonra da “Madem hikâyesi var, demek ki Melek yaşıyor,” diye düşündüm.” Nermin Şenol Kalyoncu

Melek, kitabın ana karakterimin adı ve onu gerçekten çok sevdim. Umarım dokuz yaş ve üzeri çocuklar da severler.

Don Quijote okumalarının son buluşmasını önümüzdeki hafta yapacağız. Bu seminerler kitaplaşacak. Şimdi onun yazım aşamasındayız. Güzel bir kitap olacak. Hocamız ve sekiz arkadaş yakın okumalar sonunda düşüncelerini, kitaplardan alıntılar da yaparak yazacağız. İlk seminerimizde çok heyecanlıydım. On yıl önce çocuklar için uyarlanmış İş Bankası Yayınlarından çıkan kitabı öğrencilerimle birlikte okumuştum. Orijinal metni ne zaman okuduğumu hatırlamıyorum ama kardeşim ortaokul ya da lisede okuduğumuzu söyledi. Don Quijote dediğimde aklımda kalan onun yel değirmenlerine açtığı savaş. Çocuklar için uyarlanmış iki yerli yazarımızın uyarlamasını aldım. Bir de Rıfat Ilgaz’ın Don Kişot İstanbul’da romanını… Araştırma yaparken Erich Kastner’ın da yazdığı Don Kişot’uyla karşılaştım. Onu da almamak olmazdı elbette. Çok önemli bir yazar ve çocuk kitapları çevirisi Türkçe’de de var. Dört kitap yaptı. Okudum ve sonuçta şuna karar verdim. Türkçe’deki uyarlamaları bir heyecan vermiyor. Özeti gibi geldi bana. Ama Erich Kastner’ın kitabından çok etkilendim. Duyguyu bana verebildi. Merak ettim okurken, orijinal metni okuduğum halde. Karakterler canlandı. Don Kişot’un kafasının romanslardan karıştığını da düşündürdü. Çocuk olsaydım belki de ben Don Kişotluk yapardım. Orijinal metinde kıyısından köşesinden yakalamak çok zor. İlk bölümlerde en çok adı geçen Don Quijote’nin aşık olduğu Dulcinea üzerinde çok düşündüm. Cervantes o yıllarda kadınların haklarını anımsatmış, kadınlara karşı saygılı olmuş ve sevgiyle yazmış. Dulcinea ise platonik bir aşk olmaktan ileriye gidememiş. Böyle birinin olmadığını da…

Cervantes’in hayatı üzerine çok fazla bir bilgi yok. Zor bir hayatı olmuş. En büyük eseri Don Quijote. İlk kitap 1605, ikinci kitap da 1615 yılında basılmış. Dört yüz yirmi yıldır okunuyor. Cervantes ne yazık ki 1616 yılında kitabının yolculuğunu göremeden ölmüş.

Okuma sürecinde yazdığım günlükleri biraz kısaltarak Elimde Kalanlar günlüğüme eklemek isterim. Sanırım seksen sayfa günlük tutmuşumdur. Basılacak kitabımızda ilgili yazdığım bölümlere ise günlüklerimde yer vermeyeceğim.

Okumalarımız mart ayında başlamış. Yan okumalarla romanı Cervantes’in dediği gibi ‘Aylak okuyucu’ olarak okumamaya, yakın okuma ile bir yazar okuması yapmaya çalıştık.

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*