ZAMANIN KIYISINDA 10 Ağustos 2026 / Pazartesi
Nerdeyse bir aydır zamanın kıyılarında değilim. Ormanlık alanlarda dolaşıyorum. Hayvanlar, ağaçlar, bitkiler ve köy hayatı. Elbette bu bir hayal.
Uzun zamandır tavana baktığımda, şimdi ne düşünüyorum, sorusunu soruyor, bir türlü tavana bakamıyordum. İki gündür tavana boş gözlerle bakıp örümcekleri, ölü küçük sinekleri izliyorum. Kedicikler de yanımda uzanıyor. Tembellik yapıyoruz. Avcı değiliz. Ama av da değiliz. Kendi halimizce geçinip gidiyoruz.
Yaşar Kemal okumalarına -yirmi gün olmuştur- ara vermiştim. Kitap okumak istemiyor canım. Kurgu dışı kitaplar aldım, okuyacağım diye tutturmuştum; onları da okumak istemiyorum. Elime kaç kez aldıysam ikinci sayfaya geçmeden kitabı elimden bırakıyorum. Kütüphanemde dolaştım. Kitaplara baktım, elime aldım, sayfalarını karıştırdım. Bir kucak kitapla salona döndüm ama onları da okuyamadım. Havaların sıcak olması gerçek bahanesi olmamalı.
Yeni bir okuma planı yaptım. Kitapları masaya dizdim, üst üste koydum. Yok okumayacağım.
İki haftada üç öykü yazdım. Önceki öykülerimden çok farklı oldu. Beni de şaşırttı bu öyküler. Birkaç ay içinde bir öykü kitap dosyası hazırlanmış olacak. Okumamamın nedeni öykü yazmam değil. Etkilenmek diye bir şeye inanmıyorum. Aksine yazılarını besliyor yazma dönemindeki okumalarım. Okuyamam çok farklı bir şey. Belki kafam doludur, boşalması gerekiyor diye düşünüyorum. Belki de…
Kızıyorum. Hemen kızıyorum bugünlerde. Geçiniz. Konumuz dışı. Kesip atmayı bilmeli, kızdığını hissediyorsan.
Dinlediğim hikâyelerde yani konuşmalardaki hikaye parçacıkları beni öyle büyülüyor ki, her biri bir öykü değerinde. Kuruyorum kafamda ve etkileniyorum. Hayata öykü gözüyle daha önce bakmamıştım. Yalnızca yoldan geçen insanların kafalarının üzerinde konuşma balonlarını düşlüyordum; içleri boştu. İşte şimdilerde bu baloncukların içi dolmaya başlıyor. Herkesin bir sınavı var. Kafası dolu dolu ve öykü olamadan öylece duruyorlar. Zaten öykü olmayı başarsalar, bu baloncuklar uçup gidecek gökyüzüne doğru.
Bugün arkadaşlarla buluştuk. Birbirimizi görmekten mutlu olduk ve sonra ayrıldık. Onlarla kitaplar üzerine de konuştuk ama hepimiz az okuduğumuzdan şikayetçiydik. Reklam yapayım biraz da. Kudüs’te Hayal kitabı Belge Yayınlarından çıktı. Zor bir araştırma sonunda kaleme alınan bu belgesel roman sekiz cilt olacakmış. İlk cildi altı yüz sayfa kadar. İçinde her tür bilgi var. Gerçeklerden yola çıkılarak yazılmış elbette. Kaynak kitapların da listesi verilmiş. Zor bir çalışma olmuş olmalı. Arkadaşım yazarıyla röportaj yapmayı düşünüyor. Ya da sohbetle kalır, yazıya dökülmez; şimdiden kesin konuşmamalı. Kadın cinayetlerinin artmasının nedenlerini tekrar düşündük. Aşk mı yoksa nefret mi? Her şey karşı kutbuyla varlık buluyorsa, bence aşkın karşısında nefret var. Aşığına köle olmayan kadınların baş kaldırıları, nefretten çok öfkeye neden oluyor gerçi. Sonu da… Tacizler, tecavüzler…. Yabancı iki kadın yazarın romanını andık: Vejetaryen ve Miras. Ben dinlediğim kadın hikâyelerini yazamam, bu büyük bir cesaret ister. Malum toplumuzda da genellikle yazarın kurgusunun gerçek olduğunu ve yazarın yaşadığını düşünen okur sayısı çok, yani bence. Yazan kadınlar var ama onların ödedikleri bedellerden kimsenin haberi olmuyor. Kimseye de önermiyorum. Yazdıklarımın benim yaşadığımı düşünen okurlar için çok masum olmasına dikkat ediyorum. Benim olduğumu düşünürlerse bir sorun olmayacak şekilde yazıyorum. Bir iki haftadır gerçekten de çok hikâye dinledim. Kadınlık durumu. İncinmiş, psikolojisi bozulmuş… Psikoloji dedim de acaba işini yapamayan, etik kurallara uymayan bir psikoloğu yazabilir miyim, diye sordum arkadaşlara. Meslekleri karalamak istemem. İşini yapan onca danışmanlar varken, neden yapamayan birini yazayım ki? Zaten herkes her şeyden şikayetçi.
Şikayet dedim de aklıma alışveriş yaptığım online siparişim geldi. İade yapmıştım. İade yapılmadı ve bilgilendirme de yapılmadı. Müşteri hizmetlerini dört defa aramıştım. Bugün de aradım. Bugün onuncu gün ve ödeme yapmamışlardı. Telefondaki bayan ilgilendi ve bugün yatacağını söyledi. “İyi sevindim. Ben de sahte bir mağaza olduğunu sanmıştım. Teşekkür ederim,” demiş bulundum. Akşam baktım ve iade gerçekleşmiş. Şikayet var, sayfasındaki isim sahte markalı. Benim yaptığım ise gerçek yıllarını vermiş bir mağaza. Adını da söyleyeyim, çünkü memnun kaldım ve beni üzmediler, kibarlardı: Mısırlı.
Eve gelince kedilere mama verdim ama yemediler. Israrla yaş mama bekliyorlar. Vermeyeceğim.
Arkadaş mesaj attı, yarın buluşacağız. Ayrıca yeni bir arkadaşla da tanışacağım. Gezmek güzelmiş. Hava da sıcak olmasa. Yine de fena sayılmaz gerçi. Yurdun diğer illerinde hissedilen sıcaklık kırk dereceyi geçiyor.
Oh be, yatma saatini boş boş oturarak getirdim. Zihnim günlük güneşlik üstelik de sıcak😊





Bir yanıt bırakın