UZAKLAŞMA 24 Ekim 2026 / Cumartesi
Uzaklaştığım falan yok. Ya da şöyle söylemeli uzaklaştıkça kıyıdan bir başka yerin kıyısına varıyorsun. Zamanın, kitapların derken hayatın içine yerleştiğini görüyorsun. Ne ilginç hiçbir yere varamamak. Bugün onun doğum gününü erken kutladım. Ben yanında olmayacağım onun doğduğu gün. Kıyısına vardı yeni yaşının. Varmasıyla yirmi dört saat içinde uzaklaşması bir olacak. Saatler de saniyelerle geçerken… Kıyılara bir daha yaklaşamayacağım belki de. Kimsenin kıyısına da mı?
Bir Yaşar Kemal okumalarının da sonuna geldik. Bir son duygusu beni hüzünlendirir. Bitsin istemem güzel olan her neyse. Onun diğer kitaplarını merak ediyorum. Belki her ay bir kitabını okurum. Şimdi Dostoyevski okuyacağız. Yaşar Kemal bu yazardan etkilenmiş.
Geçenlerde Poe’dan iki öykü okudum. Öyle yazmak istemem, dedim ama bu beğenmediğim anlamına gelmiyordu. Büyük yazar için bir şey söylemem mümkün mü? Öykünsem de yazsam, yazamam bile. Ya sonra ne oldu? Anlatayım. (Bu tek kelimelik cümle bile öykünme işte, bal gibi öykünme.)
Gogol’dan iki öykü okudum. Palto ve Burun öyküsü beni çok etkiledi. Hepimiz Gogol’un Paltosundan çıktık, der yazarların çoğu. Ardından Çehov’un Ödlek (Beceriksiz) öyküsünü okudum. Ödlek öyküsünü grup içinde felsefi olarak tartıştık. Çok ilginç bir sonuç aldım. Yüzyıllarca aynı şeylerin, zamanın anlaşılır haline getirilerek anlatılıyor olduğu. Yani bizim öyküdeki mürebbiyemiz ne yazık ki değişmiyordu. Yani değişmediğini gösteren bir son yazdım; üç cümle. Kendisine ders vermek için böyle davranan iş verenine hak vermek ve bir daha sesini çıkarmamak. “O iyi bir insan, bana paramın tamamını verdi sonuçta; vermeyebilirdi de.” Bunu düşününce gülmeye başladım. İlk kez kendimi onun yerine koymamış, bahaneler bulup olayı yumuşatmamıştım. Kısaca öykü karakterleri bugünün insanlarıydı artık. Ne tuhaf. Bu öyküyü yazmayı düşünüp düşünmediğimi hatırlamıyorum. Yani bir de ben yazmayı dener miydim? Karakterlerimi yaşadığım, bildiğim mekanlara yerleştirdiğimde afallayıp kalıyorum. Ne yapacaklarını kestiremiyorum. Yani ilk kez gerçeği bulmuştum. Uysallığını hep koruyacaktı. Diğer öykülerimde olduğu gibi. Yürümeyen gemilerini (Hay aksi bu iki kelime bana enfes hikâyeyi düşündürdü ama o güzelim hikaye ile bağlantısı hiç yok.) terk etmeyeceklerdi. (O müthiş öykü Bilinmeyen Adanın Hikâyesi.)
Sessiz sessiz yaşamaya devam ediyoruz. Yazdıklarımda karakterlerimin hep değişmesini istiyor, öyle yazıyorum. Bir tokat yiyince öteki yanağını da uzatmak mı diyeyim. Diğer yanağına sıra gelir tekrar, çevirir çevirir durursun artık. Uzaklaşmak buraya uydu.
Ezilenin eğitiminden, kültüründen, öğrenilmiş çaresizliğinden, ekonomik sıkıntısından derken derken sonunda yazıda kendini toparlıyor ve hakkını arıyor diye düşünürken ben… Ne gezer. Benim öykülerim böyle değil. Gömüldükçe gömülüyor ve sonunda barınmak ve yemek karşılığında her işi yapmayı kabul ediyor bizim mürebbiye. Evet yazıldığı yıllara bakıldığında öykülerde bu insanlara sık sık karşılaşırız. O zaman da işsizlik varmış, geçim derdi varmış, adaletsizlik varmış. Bu anlamda değişen bir şey yok gibi. Sadece öldürmüyor süründürüyor bu illet.
Her şeyden vazgeçtim, iki kişinin birbirlerini anlayarak huzur içinde yaşamasına razıyım. Bir kadın bir erkek. Hadi onu da geçtim, insanın kendisiyle huzur içinde yaşamasına da razıyım. Ne gezer.
Yazacak çok şeyim yok. Okudukça etkileniyor, düşünüyor, yazıyorum. Öykülerimi yeni baştan yazmak istiyorum ama öyle değişmeyecek olanları ne yapacağım bilemiyorum. Belki de akıllanana kadar aynı olayları başlarına getiririm de bir yerden sonra yetti artık diyerek bana karşı sayfanın ortasında oturma eyleminde bulunurlar. Okur da bu öyküyü tekrar tekrar aynı olayları okumak istemeyeceğine göre benim de böyle bir öykü yazmam saçma olur. Yazı okunması için vardır. İnsan kendisi için yazar. Bir süre sonra okunmak için yazar.
Edebiyat nedir, diye sordular; iletişimdir, dedim. İnsanoğlu var olduğundan buyana hikaye anlatır. Hikaye ötekiyle iletişim kurmaktır. Hikaye anlatan varlıklar olarak yazı edebiyat bir tür iletişimdir. Hak nedir? Adalettir. Yazıyla hak aranır mı? Bilemem. Bunu henüz bilmiyorum. Okur yazar oranı arttı. Okuyan çok, yazan çok. Böyle bir ortamda ya adaletsizlikten çoğalıyor sayı ya da keyfin oluşundan. Yok yok iletişimsizlikten olmalı. Yazarak iletişim kurmaya çalışıyoruz. Keşke herkes birbirini dinlese. Sözlü edebiyatın var olduğu dönemleri düşündüm. Ortak hikayeler insanları bir arada tutar, duygudaşlık olurmuş. Aslında hepimiz aynı şeyleri söylüyoruz ama bunu işitmiyoruz. Belki kendi sesimizi de dinlemiyoruz. Birisi söyleyince yaaa, diyorum. En çok sevdiğim aydınlanma, şaşkınlık şunu okuyunca oldu: “Güneş de bir yıldızdır. Yıldız doğdu.” Çok şaşırdım çünkü gecenin karanlığı korkutur ve metafor olarak kullanılır. Oysa gece de gündüz de aynıdır, yıldız ve yıldızlar vardır. O güneş değil yıldızdır. Her an bir yıldız ya da birçok yıldız bulunur, görünür. Karanlık diye bir şey yoktur. Yakın olan yıldız olduğu için aydınlatır. Bazı şeyler aydınlatır, bazıları da vardırlar ama aydınlıkları yeterli gelmese de çokturlar.
Bir çocuk öyküsünü daha tamamladım. Keyfim yerinde. Umutlu öyküler çocuklar için yazılır bence. Onların ihtiyaçları vardır iyiye ki geleceklerinden umutlu olsunlar. Yetişkinlere nasıl yazılmalı ya da yazabilirim henüz bilmiyorum. Bildiğim bir şey varsa o da artık şu yerinden kıpırdamayan karakterlerimden sıkıldığım. Keşke onlar da sıkılsa da bana bir şeyler öğretseler. Ressam kadın karakterimin o evde hâlâ ne işi olabilir? Diğerinde adam ıslık çalıyorsa ne olmuş yani? Portakal çiçeği kokulu kadını neden abisinin evine gönderiyorum ki? Tabii ya gerçek olsun istiyorum ondandır. Ben gerçekleri yazamayacağıma karar verdim. Uzaklaşıyorum ama nereye doğru bilmiyorum henüz. Kitapların kıyısından içlerine doğru bir yolculuk olmalı. Moby Dick’le başladı, Don Kişot, Shakespeare ve Yaşar Kemal. Şimdi de Dostoyevski’ye hazırlanıyoruz. Gerçekten de kıyıdan uzaklaşalı çok olmuş, sayfalarının arasındayım. İyi edebiyat her zaman insanın içindeki insanlığı gösterir, gece gökyüzünde yıldızlar kadar çokturlar.
Yıldızların gözlerini kamaştıran yıldız çıktı çıkacak.





Bir yanıt bırakın