YAŞAR KEMAL GÜNLÜKLERİ 27 Temmuz 2026 / Pazartesi
Yaşar Kemal’in Allah’ın Askerleri kitabı dün kargoyla geldi. Bazı yerlerin altını çizerek okumaya başladım. Kitap şu cümleyle başlıyor. “Zilonun adı o uydurma adlardan biri.” Ardından adını nasıl aldığını anlatır. Kısaca tanıtır Zilo’yu.
Ben röportajlar olan bu kitabı Yılanı Öldürseler romanıyla birlikte okuyacağım. İkinci okumam olacak. Bu roman da şu cümleyle başlıyor. “Babası öldürüldüğünde Hasan ya altısında, ya yedisindeydi.” Ardından Hasan’ı Anavarza’yı görürüz. Yaşar Kemal’in eşsiz betimlemelerini iki sayfada okuruz. Kitabın arka kapak yazısında dokuz yaşında cinayet işleyeceğini öğreniriz. Roman ilerledikçe neden cinayet işlediğini anlamaya çalışırız. Hasan yalnızlığına bizi de çeker. Gelenekler, töre, batıl inançlar o küçük çocuğun omuzlarına yüklenir. Bir çılgınlıktır işlediği cinayet.
Okumaya ara verince bilgisayarımı açtım. Facebook ve İnstagramda neler paylaşılıyor diye baktım. Oldukça zamanımı aldı. Like yapmadım. Zaten yapmadığım için beni de likelamıyor. Binden fazla Facebook takipçim varmış. Okuma zamanımın çoğunu buna ayırdım. Sonra da şu soru geldi aklıma: Günümüzde çevrimiçi iletişim, roman okurlarını nasıl dönüştürüyor? Peki bu okurların şimdiki dönemde yazılan romanlardan beklentileri neler?
Dijital çağda Hasan’ın hikâyesini gazete haberi olarak okumayı tercih edenler var mı? Töre cinayetleri, kan davaları, cinayetle biten tartışmalar, savaşlar… Uzadıkça uzar. Günümüzdeki bu haberlerden yola çıkarak, Yılanı Öldürseler romanı kadar insanı anlamaya çalışan bir eser yazılmış mıdır? Ya da şöyle söylemeli: Bu insanın romanını okuyacak kadar zaman ayırabilir mi? Birbirimizle ilişkilerimizi belirleyen değerler neler?
Paylaşımlarımız, çevrimiçi ve görseller, likelar belirliyor ilişkilerimizi. Rutine bağlanmışız, dönme dolap gibi dönüp duruyor günler. Birbirimizi telefonla aramıyoruz, özel mesajlar yazmıyoruz. Yazılanların çoğunun görselleri kalpli… Yalnızlığın romanı yazılsa, bu insanı anlamaya çalışsak, nasıl yazardık? Yılanları Öldürseler’le ne ilgisi var şimdi?
Romanımıza geri dönersek, bugünün olaylarını konu alan haberler gerçekten çok hızlı akıyor. Sürekli benzer olaylarla karşılaşıyoruz. Birçok haberin gerçek olup olmadığını araştırmadan paylaşıyoruz. Kimi haberin uzun yıllar önce paylaşıldığına bakılmadan sanki yeni habermiş gibi tekrar gündeme taşıyoruz. Yani dikkatimizi vermiyor, hatta bu kısa yazıları bile okumuyoruz gibi geliyor bana. Bugünün roman konusu olabilir mi?





Bir yanıt bırakın