YAŞAR KEMAL GÜNLÜKLERİ     21  Temmuz  2026  /  Salı

 

YAŞAR KEMAL GÜNLÜKLERİ     21  Temmuz  2026  /  Salı

Merak ettiğim sorularım var ve bunlara yanıt veremiyorum. İnce Memed’de anlatı var mı, yoksa sahneleme mi var? Yoksa yoksa ikisi de mi var? Destan sözlü edebiyattan geliyor, bu yazıya geçirildiğinde anlatı mı yoksa sahneleme mi var? Flash bellek romanlarda nasıl veriliyor? Hüyükteki Nar Ağacı ve Yılanı Öldürseler romanlarını da düşünürsek nasıl açıklarız.

İnce Memed’e destansı özellik veren nedir? Lirik olması mı? Doğanın bir karaktere dönüşmesi nasıl açıklanır? Doğanın değişimi mi ona bu özelliği veriyor? Mekan olmaktan çok atmosfer yaratma mı deniyor? Değişimini göstermek mi?

Yılanı Öldürseler romanının karakteri çocuktur. Annesini öldürmesinde, toplumsal baskının yanı sıra Freud’un Oidipus kompleksi bağlamında görüyorum. Çocuk toplumsal baskılara uzun süre direnebiliyor. Fakat köylülerin ve baba tarafından akrabalarının konuşmaması onu olumsuz etkileyen en büyük davranış: Var olmamak. Annenin ölümünün kaçınılmaz olması. Anneye duyulan hayranlık, bağımlılık, sevgi yoğunluğu bir anda öldürme düşüncesini alevlendiriyor.

Romanlarında değişen ve dönüşen karakterler var. Ölümler olsa da hiç kimse kurban rolünü oynamıyor. Ezilen köylülerin bile değişimi söz konusu. Zıt kutuplarda gidip gelmeleri. Her bireyin içinde bütün duygular vardır. İletişimle bu duyguların açığa çıktığını görüyoruz. Kimisine göre saf, kimisine göre kurnaz, kimisine göre öfkeli… Eğer insanda değişim oluyorsa, bu, duygularının farkında oluşlarıyla gerçekleşiyor. Moby Dick’te anlatılan öfke ve öç alma duygusu işleniyor ya, İnce Memed romanında olduğu gibi birçok iyi edebiyatta yer alıyor. Zaten insanda en çok karşılaşılan bir duygu öfke. Moby Dick’i okuduktan sonra insan öfkesinin ve öfkesinin sonuçlarının farkında olursa bu duyguyu yenebilir mi? Bence evet, yenebilir. Peki zulmedenlerin öfkeleri gösterilirken halkın öfkesinin zulmedenler kadar işlenmediği söylenebilir mi? Öne çıkarılan mücadele mi? Böyle mi olmalı?

Şiddeti düşünüyorum da şiddetin bulaşıcı olduğuna inanıyorum. Şiddeti gören çocuk da şiddet uyguluyor diyebilir miyim? Bir çocuktan bununla mücadele etmesi ne kadar gerçekçi olabilir? Gerçek hayattan örnekler verilebilir mi? Romanlarda, edebi eserlerde, genellikle bu iki durum arasında gidip gelmektedir, değil mi? Peki gerçekleri yazan yazar adayının kitaplarında kahramanlarının daha çok kurban oldukları söylenebilir mi? İçimizde bir kurban mı taşıyoruz?

Günlük konuşmalarımızda dertleştiğimizde, anlatılarımızda, günlüklerimizde kurbanı mı anlatıyoruz? Oysa kurban değil bu kişi çünkü yaşamak için mücadele vermektedir ve hayattadır. Ağladığı kadar güler de. Yazılarına uygun yaşamamakta. Bu anlatıların gerçekleri anlatmadığını düşünüyorum.

Toplumsal baskıdan söz ediyoruz, peki bundan şikayetçi olanların baskı uygulamadıkları söylenebilir mi?

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*