ZAMANIN KIYISINDA   15  Temmuz 2026 / Çarşamba

ZAMANIN KIYISINDA   15  Temmuz 2026 / Çarşamba

“İnsan bazen bir olay yaşadığı için değil, o olayın içinde değiştiği için yazmaya başlar.” Bu cümleyi nereden aldım anımsamıyorum. Ama sanırım doğru diyor. Anlattığım hikâyeler oldukça az, değişim okudukça ve yazdıkça oluyor. Neyse ki hâlâ hikâye anlatan kitaplar var. Hayatımızda önemli bir yeri vardı; yani bir zamanlar. Şimdi…

Şimdi hikâye anlatmaktan çok haberleri konuşuyoruz. Ülkemizde günde birçok önemli olaylar haber ediliyor. Bu da kendi hikâyelerimizi etkiliyor. Yani hikâye anlatmıyoruz. Ayaklı renkli gazetelerden olduk.

Bugün dört kadın arkadaş Kadıköy’de buluştuk. Konuşmalarımız gerçekten de takip etmekte zorlandığımız haberler üzerine oldu. Bizim hikâyelerimizden ne vardı? Anımsamıyorum. Emekli olmanın olanaksızlığı; emekli aylığıyla geçinmek olanaksız. Siyasetçilerin nelerle uğraştıkları… Yardım toplayan kişilerin paraları kendileri için kullandıkları… İçeride tutuklu bulunanların son durumları… Desteklemediğimiz ve düşüncelerimize ters gelen siyasiler…  İstenmediği halde koltuğunu terk etmeyen siyasetçiler… Şu koltuklarda ne var anlamıyorum; Japon yapıştırıcı mı var? Kimin sözüne güveneceğimizi bilmiyoruz. Birbirimizin düşüncesini almak ve aynı düşüncede olduğumuzu bilmek iyi geliyor. Başka da bir şey gelmiyor elimizden.

Kadıköy’de denizi gören bir restoranın teras katında oturduk. Vapurları, martıları izledim. Karşı binanın çatısında bir martı vardı. Yan masamızın kenarında da bir martı durdu, yemek istiyordu sanırım. Kesin balık yiyorlardı.

Her şeyden konuştuk aslında. Yapılan bir gezi, tatil planları, rutin dışına çıkan olaylar, kitaplar… Benim kafam hâlâ haberlerde. Belki de ben hikâyeleri kaçırdım. Evet evet öyle olmalı. Yarın arkadaşıma sorarım; hikâyelerimiz neydi?

Kadıköy’den ayrılırken hava kararmıştı. Işıklandırma yoktu ve karanlık terk edilmişlik duygusu uyandıran bir yer oluverdi. Çok şaşırdım. Nasıl oluyor da ışıklandırma yapılmıyordu? Güzel duygularla kalabalığa karışmıştık ama ayrılırken bastıran karanlık ürkütmüş, tüm güzel duyguları bastırmıştı. Otobüste otuz, otuz beş yaşlarında iki adam vardı. “Like yapmamışım, öyle diyor.” Genç olduklarına göre instagramdaki paylaşımlardan söz ediyordu. Benim yaşıtlarım genellikle facebookta. Genellikle kullanmıyorum. Kimseyi takip edemiyorum. An’ı yaşayanların fotoğrafları hikâye anlatmıyor bana.

Hocama herkes aynı şeyleri yaşıyor, aynılar, demiştim. Öyle olmadığını söyledi. Her birey biriciktir. Evet biricik olabilirler ama ilişkilerinde farklı olduklarını gösteremiyorlar. Daha doğrusu farklı olduklarını göstermiyorlar. Ne kadar ilginç. Hepimizin hikâyesi aynı sanki. Her gün haber bombardımanından ve iş yerindeki mobingler yüzünden aynı davranıyorlar düşüncesine kapılıyorum. Bir hikâyem oldu bugün; otobüste gördüğüm kadın; koltuk değneği kullanıyordu. Birlikte kalktık ve orta kapıya yaklaştık. “Bu durakta ineceğim,” dedi. “Ben de ineceğim,” dedim ve onun önüme geçmesi için yol vermedim. O benden sonra inerken otobüs hareket etmek üzeriydi ki sesini işittim “Şoför bey inecek var.” Ona yardım edebilirdim ama etmedim. Öyle duyarsız davrandım ki sonradan kendime kızdım. Toplumun nasıl değiştiğine bir örnek. Ben de değişmişim yani. İletişimsizlik, yabancılaşma… Dayanışma ruhunun kaybolması.

Mahalleme geldiğimde ışıl ışıldı sokak.  Ama sokakta kimse yoktu. Bu kadar yüksek apartmanların olduğu bir mahallede insanların görünmemesine şaşıyorum. Nerede bu insanlar? Arabalar da tek tüktü caddede.

Eve gelmeme bizimkiler pek sevindi. Yaş mamayla onları ödüllendireceğimi düşündüler büyük olasılıkla. Onları evde yalnız bırakmıştım ya.

Arkadaşımla telefonda görüştüm. Diğerlerin pek farkı yoktu. Yine de hikâyelerimizi ara ara anlattık. Geçmiş, şimdi, gelecek. Değişim. Ne de olsa o çalışıyor. Onunla konuşurken hikâye sıkıntısı yaşamıyoruz. Bol bol herkese yetecek kadar hikâye var.

Biraz kitapları karıştırdım. Masada okunacak kitaplara baktım, okudum ve kaldırdım. Yaşar Kemal’in kitapları kalmalı masada. Cuma günü toplantımız var. On gündür okumamışım kitaplarını; çünkü günlük yazamamışım.

Ne güzel bir gün. Ben de herkes gibi an’ı yaşamışım. Şimdi ve burada olmak. Fotoğraf kareleri dışında bir şey kalmamış aklımda. Kırıntılar var. Çağrışım yok.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*