UNUTMAK     Ağustos 2026

UNUTMAK     Ağustos 2026

“Her şey, her bok unutuluyor.”

“Dur bekle not alayım, unuturum,” dedim. Beklemedi, konuşmaya devam ediyor. İçimden tekrarlayıp duruyorum. Masanın üzerindeki kalemi aldım… Kâğıt yok! Peçeteye yazmayı düşündüm ama gazeteyi görünce sevindim. Boş kenarına yazdım. “Her şey, her bok unutuluyor.”

Telefonun hoparlörünü açtım. Kalemle notlar alıyorum. Onu durdurmuyorum çünkü sözünü kestiğim an ne konuştuğunu unutacak, “Ne söylüyordum ki… Boş ver,” diyecek diye korkuyorum. Benim için söyledikleri önemli sözler. Yazmak istediğim hikâye tam da bunun üzerine. Unutmamak.

Unutamadığım öyle çok şey var ki. Düşündükçe başka anımsamalar akın ediyor, zihnimi bırakmıyorlar. Evet unutmuşum… Yooo unutmamışım. Bir olay… Daha dün… Geçmişte yaşanan benzer olaylar da akın akın geçiyor gözlerimin önümden; hem de ne hızla; yetişebilmek olanaksız. Donup kalmışım. Kilitlenmişim. Bu ne hız!

İç sesimde, kurbanın sesi işitiliyor. O kurbanı unutmak istiyorum. Sesini unutmak istiyorum. Bu küçük çatışma, bir anda alev gibi parlayıveriyor da çevreyi aydınlatıyor. Herkes ne anlatıyor da kadın ağlıyor? Ve ben yüksek sesle hiç de kurban olmadığımı haykırıyorum. Ya da mırıldanıyorum diyelim. Hayatımı sürdürüyorum. Ben unutuyorum ama o iç ses yani o kurban hiçbir şeyi unutmuyor. Silah ortada duruyor. O küçücük silah bir anda etrafı savaş alanına çeviriyor.

“Unutulmayacak bir şey yok.”

Doğrudur. İştahla yemek yiyorum. Merakla kitap okuyorum. Gülüyorum. Ota böceğe ağlamak da normal.

Anımsadıklarım, gerçekler ama yalnızca gerçekler olmuyor. Mutlaka kurgu giriyor işin içine. Bugün ona, “Biraz daha anlatmamı istersen anlatamam, çünkü kurgu olur anlattıklarım,” dedim. Donduğumda, bir dakika bile sürmeyen gördüklerim güne, aya, yıllara dağılıyor. O gün yaşadığım duyguyu hissediyorum. Silah! Ben ki okuduğum kitapların duygularını unutmuyorum, kendi yaşadıklarımın duygusunu mu unutacağım?

“Onun ismini bile hatırlamıyorsun. Unuttum.”

Gerçekten de adını unuttuğunu anlatmaya çalışmıyor.  Çünkü adını söylüyor. Unutmadı ama madem yaşıyor, unuttum, diyor. Birbirini anımsatan yaşantılar aynı anda çığ gibi insanın üzerine gelse… Altında kalır ama ölmez. Sadece sakat bırakır. Güvensizlik.

Gerçeklerin tüm çıplaklığıyla görüldüğü zamanlar. Yorgunluk… Elini bile kaldıramıyorsun. Bütün bedenine iğne gibi batan… Gerçekler…

Canım yanıyor, diyor ve…

“Güven duyulmayan ilişki biter.”

Bitiriyor. Bitiyor. Bitti ki yeni bir ilişkisi var. Hayat devam ediyor. Yarını, geçmişi düşündüğü kadar düşünmüyor.

“Unutulmayacak bir şey yok.”

Yalan. Yalan söylüyor.

“Hayatınız farklılaşır.”

Yeni ilişkisinde…

“Geçmişteki şeylere çizgi atmalısınız.”

Gazetenin kenarına yazdığım bu cümlelerin üzerini çiziyorum. Gazeteyi kaldırıyorum. Unutmak üzere bir şeyler yazmıyorum. Her bok unutulur.

Bir silah sesi gecenin sessizliğini bölüyor.

Unut gitsin. Açma televizyonu. Telefonu kapat. Unutulmayan hiçbir şey yok. Yalnızca kendin yaşarsın ve geçer.

 

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*