YAŞAR KEMAL GÜNLÜKLERİ
NİSAN 2026
10 NİSAN 2026 / Cuma
“Ona bir kitap vereceğim. Rahatını kaçırmak için…”
Melih Cevdet Anday
“Yeniden yaratarak düşsel bir ülke kurmaya çalıştım.” Yaşar Kemal (Yaşar Kemal’in Sözlerinde Yaşamak / Feridun Andaç)
Hüyükteki Nar Ağacı, romanının gerçekleri anlattığından kuşkum yok. Ama bir kurgu olduğunu da Yaşar Kemal’in Çukurova’sı olduğunu da biliyorum. Hangi yazı ya da kurgu, gerçeklerden tamamen arınabilir ki? Kitap 1982 yılında ilk baskısını yapmış. Geriye doğru gidersek bu en son seksenleri işaret edebilir. Irgatlık sorunları hiç eksik olmadı. Seksenlerden sonra ortadan kalkmış gibi görünse de kalkmadığını görüyoruz. Bugün dağ köyleri var mı? Büyük çoğunluğu terkedilmiştir. Sadece yaşlıların kaldığı hayalet köyler vardır. Gençler iş bulma umuduyla şehirlere gitmiş. Herkes bir umudun peşinde…
Romandaki karakterler oldukça canlı, içine alıyor okuru. Bilmediğim kelimeler daha çok halk dilinde kullanılanlar. Dikkatimi çeken bir başka şey de özel isimlere gelen eklerin ayrı yazılmaması. Ama yadırgamıyorum, Yaşar Kemal yazacak elbette. Latin Amerika edebiyatına benziyor, büyülü gerçeklik. Bu adı vereceğim ama gerçek olduğu için bunu söylemeyeceğim de. Batı okurları büyülü gerçeklik diyecektir. Bilmedikleri bir coğrafya, bilmedikleri bir dil, yaşam. Bizim coğrafyamızda ise yüz yıllarca yaşanan gerçekler. Hüyükteki kuruyan nar ağacı da gerçek ve birçok. Toprağın altından neşeli insan sesleri işitilir, çocuklar oyunlar oynar. Üzerinde büyüyen ağaçlar da büyülüdür. Ne dilersen dileğin gerçek olur. Evlilik, çocuk, iş, para, ev, araba… Bir insan başka ne ister? Mehmed çocuğun dileği acımasız ağanın ölmesi. Ama nar ağacı kuruduğu kökünün bile kalmadığı için kendini koruyamamış der ve kendi gücüne inanır. Hüsük’ün hançerini çalar ve ağanın peşine düşer. Sonra neler olur bilmiyoruz. Ama Yaşar Kemal, Memed’i İnce Memed yapar.
Roman, 1951 yılında yazılmış ve sonra dosya kaybolmuş. Ardından 1955 yılında İnce Memed yazılmış. Hüyükteki Nar Ağacı çok sonra ortaya çıkmış ve 1982’de Toros yayınlarından çıkmış.
Feridun Andaç’ın Yaşar Kemal’in Sözlerinde Yaşamak kitabı, Yaşar Kemal’in yazın dünyasını anlamak için başvuru/başucu kitaplarından biri. Yaşar Kemal’i yakından tanıyan ve onun her kitabının peşine takılıp attığı her adımı izleyen Andaç’ın sözlerinin peşine takılmak bir roman kadar merak uyandırıcı.
17 Nisan 2026 / Cuma
Onat Kutlar’ın İshak adlı öykü kitabındaki, kitaba adını veren İshak öyküsünü düşündüm. Oradaki hüyükte de kuru bir ağaç ve ağaçta da ishak kuşu olan bir taş bulunmakta dallarının birinde. Hüyükten neşeli insan sesleri gelmektedir. Modernliğin peşindeki insanlar, buradaki yerlileri yerlerinden etmeye gelmişlerdir. Köylü ise orayı korunacak kutsal mekan olarak görür. Yerlileri yerinden etme yeni değildir. Yüzyıllarca mücadele edilmiştir ama sonunda yenilmiştir yerli halk. Yerli halk savaşçı değildir. Savaşları desteklemezler ama her savaşta da ezilen, yerlerinden yurtlarından olanlar, ölenler yine onlardır.
Okurken, onlarla açlık çeken, susayan, yardım edenlerin yemeklerinin kokusunda kendini kaybeden biri oldum. Akşam tereyağlı bulgur pilavı yaptım ama oradaki tadı da kokuyu da alamadım. Ne bulgur eski bulgur ne de tereyağı eski tereyağı. Ağzımızın tadı da ahlakı da bozuldu.
21 Nisan 2026 / Salı
Romandaki insanların inanışları eski uygarlıklara, destanlara, âşıklara bağlılıktır; kopmamaktır. Bir mittir. Onları hayatta tutan düşlerdir, mitlerdir. Mutlu mesut yaşadıklarını, yalnızca karınları doyduğu halde özgür olduklarını düşündükleri bir özlemdir. Vatandaşlık almamalarının nedeni vergi ödememek ve askerlik görevini almamak içindir.
Roman özetlenemez; diliyle, kurgusuyla, yalın duru Türkçesiyle okunmalı. Yazarın konuşmaları, hayatı, röportajları çok değerli. Romanlarındaki derinlik ancak okunarak anlaşılabilir. Her şey yüzeyde, dili bunu gerçekleştiriyor. Metaforlara gerek yok yazarın anlatılarında. Her şey gerçek aslında, o düş dese de. İnsan gerçeğine yaklaşılamayacağını söyler ama bu oldukça alçak gönüllü olduğunu gösterir.
24 Nisan 2026 / Cuma
“Romanlarımdaki insanları, otları, böcekleri, çiçekleri, atları, kuşları ne biçim yarattımsa, Çukurova’mın dilini yeniden yoğurarak nasıl bir yazı, roman diline çevirmişsem, kendi Çukurova’mı da öylesine yarattım. Yeniden yaratarak düşsel ülke kurmaya çalıştım.” (S.132 Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor.)
“Ben, kendim için yazmıyorum. Kendim için yazmayı da hiç düşünmedim… Benim, kendim için yazmak, diye ne yazık ki bir lüksüm olamaz. Böyle bir lüksü de hiç istemem.” S.164-165 der Yaşar Kemal.
Yaşar Kemal’in Sözlerinde Yaşamak, Feridun Andaç: “Onun anlatısına yüzünüzü döndüğünüzde, yeryüzünün bütün renklerini görür, seslerinin ipiltisini hissedersiniz. Nerede, ne zaman olursa olsun açıp bir kitabını okumaya yöneldiğinizde, dilinin şenliği, sözünün çağıltısı alır sizi içine.” S. 135
Yaşar Kemal: “Bana hep sorarlar, yaşamöykünü niye yazmıyorsun diye. Yaşamöyküsünü yazan çok dünyada. Ben hiçbir zaman inanamıyorum, yaşamöykülerini yazanların insan gerçeğine varabileceğine.” S.254





Bir yanıt bırakın