Giriş > Genel > GÜNLÜKLER – 1 Aralık 2019

GÜNLÜKLER – 1 Aralık 2019

 

GÜNLÜKLER – 1 Aralık 2019

YKY baskılı ikinci kitap A.S.Byatt’ın ‘Çeşm-i Bülbülün İçindeki Cin’ adlı anlatısı. İstanbul’a gelen İngiliz anlatımbilimcinin anlatısı elbette masallarla örülü olacaktı. Anadolu topraklarındaki medeniyetlerde kadının yerini mitlerle, efsanelerle izliyorum. İçinde İstanbul da var. İzmir’de ona hediye edilen şişeye,  ‘çeşm-i bülbül’ deniyormuş. Yani bülbülün gözü. Bu şişeden de bir cin çıkacak ve bir masalın içinde anlatıcı kadınla birlikte yer alacağız. Bilgilendirici bir anlatı. Kitabın baskısı eski, 1994. Anlatının bugünkü yerini düşündüm. Değişim çok hızlı.

Bana çağrışımlar yaptı elbette. İstanbul okumalarımı düşündüm. İzmir’i… Masalları… padişahları, kralları (Doğu-Batı)… Kadınların tarihte durmadan değişen yeri; anlatılanları ve yazılanları… Ama bugüne gelip de bırakmadı beni. Üç dilek dile benden, diye bir zamanlar yazdığım masalı düşündüm. Aradan öyle çok zaman geçmiş ki artık dileğimin kalmadığını düşündüğümden olsa gerek yeni bir üç dilekle bugüne yüzümü çevirmedim.

Sıra üçüncü kitaba geldi. Bu da anlatı. Evsiz Bir Adamın Güncesi. 2018 baskı yılı.

Bu gece demir atmışım İstanbul’a. İstanbul’u düşündüm. Sait Faik’i, Orhan Veli’yi. Bazen adalarda bazen Kapalıçarşı’da… Şiirleri düşündüm, İstanbul’a yazılan şiirleri. Efsaneleri… Her gün biraz ayakta kalmak için çabasından biraz daha yılan tarihi eserlerini…

Değişen öyküleri düşündüm. Ama daha çok dünkü romanın etkisiyle. Dün nasıl da kışkırtmıştı hayal dünyamı ama. Bugün kıyısında İstanbul’un İstanbul’u düşündüm. İstanbul üzerine yazdıklarımı anımsadım. Kalsedonun Gizemi’ni  düşündüm. Son beş yıldır İstanbul üzerine kurgulamışım kitaplarımı. Onca bilginin içinde kaybolmamış olmama şaştım. Usumda kalanlar kırıntıları olsa olsa. Yeniden yeniden okunabilir İstanbul. Anılarla Selim İleri, Salah Birsel, Doğan Kuban, Çelik Gülersoy… Öykülerle Sait Faik, Haldun Taner, Orhan Kemal, Aziz Nesin, Oktay Akbal, Ziya Osman Saba, Hüseyin Rahmi Gürpınar… Şiirlerle… Yıllardır anlata anlata  bitiremediklerini bitirmişler sonunda dedirtecek bir manzara; bugün.

Bugün martılar uçmuyor. Vapur demir atmış… Mavi Kanatlı Topal Martı bile görünmüyor. Derin bir sessizlik.

*

Her şey o kadar basitti ki, yine de hiç de öyle olmayacağını düşünüyorduk.

Üçüncü kitapla birlikte kendime geldim. Etkilenmiştim. O günlüklerin arasında oldukça açık olan şeyleri göremediğimizi düşündüm. Kafamda dönüp dolaşacak hikayesi. Unutmayacağım ama ifade de edemeyeceğim. Basit şeyleri anlatmak zor mu? Bize hiç sorulmadı ya da sormadık. Belki de içimizdeki bir gizdi. Yazılarımızda bile bırakıp gitmeyi beceremedik: “Çantasını sırtına attı, trene atladı.”

Marc Auge’nin Evsiz Bir Adamın Güncesi. YKY’den 2.baskı. Anlatı günlüklerden oluşuyor. İkinci evliği de sonlanan, emekli olduktan sonra evini boşaltıp dışarıda arabasında yaşamaya başlayan bir adamın gözünden kent (Paris) hayatı. Yeniden başlamak olası mı? Tekrarlardan kaçınmak?.. Mekan değişikliği, iş değişikliği… Kısaca gündelik hayatımız bu yüz yılda. Yazarın anlattıklarını öyle hızlı okudum ki gözlerimin önünden bir film gibi akıp gidişini izledim. Cümleler yalındı. Ama bazı cümlelerin ve paragrafların altını çizmeden duramadım. Yeniden okumak isterim. Şu anda sadece sessiz bir film gibi akıyor zihnimde. Seslendirmek için tekrar okumak isterim.

İnsan günlük rutin içinde, yorgun düşmeden ışıldayan gözlerle nasıl bakabilir kente?  Birbirlerine?..

Evet başka romanları, şiirleri anımsattı bana. Bana bir başka bakış açısı verdiyse de ben yine bildiğim yola saptım; farkındayım. İstanbul’un üzerinde bir bulut geldi oturdu. Vay bu gerçek. Hava bulutlu, ay yok. İçimde de bir sıkıntı; nasıl anlatılabilir? Sabahın ilk saatlerinde karanlık sokaklarda bir telaş koşuşturma, uykusuz yorgun.

“Artık var olacağınız bir yeriniz yoksa, bir role bürünmek, yerinizi kaybettiyseniz yerinizde durmak, artık yaşayacağınız sabit bir yer yoksa başkalarında var olmak, yersiz yurtsuz ve isimsiz olmak çok zor.” S.75

Etkilendim. Paris’ten çıkıp bu kente gelmeyi başaramıyorum. Çok basit oysa.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir